TEREDDÜTTEN KURTULMAK İÇİN DUA


Tereddütte kalan bir kimse taharetli bir şekilde yatağına girer, kıbleye doğru yatar ve şu ayetleri okursa, rüyasında birinin ona yol gösterdiğini ve onu tereddütten/şaşkınlıktan kurtardığını görecektir:
)وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ خَلَقَهُنَّ الْعَزِيزُ الْعَلِيمُ(9)  الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ الْأَرْضَ مَهْدًا وَجَعَلَ لَكُمْ فِيهَا سُبُلًا لَّعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ (10) وَالَّذِي نَزَّلَ مِنَ السَّمَاء مَاء بِقَدَرٍ فَأَنشَرْنَا بِهِ بَلْدَةً مَّيْتًا كَذَلِكَ تُخْرَجُونَ (11) وَالَّذِي خَلَقَ الْأَزْوَاجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ الْفُلْكِ وَالْأَنْعَامِ مَا تَرْكَبُونَ (12) لِتَسْتَوُوا عَلَى ظُهُورِهِ ثُمَّ تَذْكُرُوا نِعْمَةَ رَبِّكُمْ إِذَا اسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ وَتَقُولُوا سُبْحانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ (13) وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ(
Ve lein seeltehum men haleqas semâvâti vel arza leyeqûlunne haleqahunnel azîzul alîm * Ellezî ce'ale lekumul arza mehden ve ce'ale lekum fîhâ subulen le'allekum tehtedûn. * Vellezî nezzele minessemâi mâen biqaderin feenşernâ bihi beldeten meyten kezâlike tuhracûn. * Vellezî haleqal ezvâce kullehâ ve ce'ale lekum minel fulki vel en'ami mâ terkebûn. * Litestevû alâ zuhûrihi summe tezkurû ni'mete rabbikum izesteveytum aleyhi ve teqûlû subhânellezî sehhara lenâ hâzâ ve mâ kunnâ lehu muqrinîn. * Ve innâ ilâ rabbinâ lemunqalibûn.
"Ant olsun ki, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, elbette diyecekler ki: Onları, çok üstün, çok bilen yarattı. O yeri sizin için beşik kıldı ve varacağınız yere gitmeniz için yeryüzünde size yollar yaptı. Öyle bir mabuttur ki, ihtiyaç miktarınca yağmur yağdırır gökten, derken onunla ölü şehri diriltiriz, işte böylece sizi de diriltip kabirlerinizden çıkarırız. O bütün çiftleri yarattı ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar var etti. Binip oturun da sonra onların üstünde doğruldunuz mu Rabbinizin nimetini anın ve deyin ki: Yücedir, noksan sıfatlardan münezzehtir. O bunu bizim hizmetimize vermiştir; yoksa biz, zaptedemezdik onu. Biz elbette Rabbimize döneceğiz."[1]
Yine rivayet edilmiştir ki; "Ne zaman bir iş konusunda tereddüt ederseniz, ketenden bir parçaya şu ayetleri yazın ve uyumadan önce başınızın altına koyun; ardından dilediğiniz şeyin gerçekleşmesini Allah'tan isteyin." Ayetler şunlardır:
)وَعِندَهُ مَفَاتِحُ الْغَيْبِ لاَ يَعْلَمُهَا إِلاَّ هُوَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَمَا تَسْقُطُ مِن وَرَقَةٍ إِلاَّ يَعْلَمُهَا وَلاَ حَبَّةٍ فِي ظُلُمَاتِ الأَرْضِ وَلاَ رَطْبٍ وَلاَ يَابِسٍ إِلاَّ فِي كِتَابٍ مُّبِينٍ (59) وَهُوَ الَّذِي يَتَوَفَّاكُم بِاللَّيْلِ وَيَعْلَمُ مَا جَرَحْتُم بِالنَّهَارِ ثُمَّ يَبْعَثُكُمْ فِيهِ لِيُقْضَى أَجَلٌ مُّسَمًّى ثُمَّ إِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ ثُمَّ يُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ (60) وَهُوَ الْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِ وَيُرْسِلُ عَلَيْكُم حَفَظَةً حَتَّىَ إِذَا جَاء أَحَدَكُمُ الْمَوْتُ تَوَفَّتْهُ رُسُلُنَا وَهُمْ لاَ يُفَرِّطُونَ (61) ثُمَّ رُدُّواْ إِلَى اللّهِ مَوْلاَهُمُ الْحَقِّ أَلاَ لَهُ الْحُكْمُ وَهُوَ أَسْرَعُ الْحَاسِبِينَ(
"Gaibin anahtarları, onun yanındadır, onları ancak o bilir; karada ve denizde ne varsa bilir. Bir yaprak bile düşse, onu bilir ve yeryüzünün karanlıkları içinde bir tek tane yoktur ki, yaş ve kuru hiçbir şey bulunamaz ki apaçık kitapta tespit edilmemiş olsun. O, öyle bir Allah'tır ki geceleyin adeta sizi öldürür, gündüzün ne çeşit işlerde bulunacağınızı bilir, sonra sizi gündüz diriltir de mukadder olan ölümünüze dek bu, böyle gider, ölümden sonra da dönüşünüz onadır, sonra ne yaptıysanız hepsini size haber verir. Odur kullarından yüce tasarruf ve kudret sahibi ve size, amellerinizi kaydeden melekler göndermiştir. Nihayet birinizin ölümü geldi mi elçilerimiz, onu öldürürler ve onlar, artık ve eksik iş görmezler. Sonra, gerçek efendileri olan Allah'a götürülürler. Bilin ki hüküm onundur ve o, hesap görenlerin en tez hesap görenidir."[2]


[1]-Zuhruf, 9-14.
[2]-Enam, 59-62.
En Doğrusunu Yüce ALLAH bilir.
En Doğrusunu Yüce ALLAH bilir.