Yeni

Beyt'in (kâbe'nin) ve Mekke'nin fazileti

Beyt'in (kâbe'nin) ve Mekke'nin fazileti

Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur:
Allah Teâlâ bu Beyt' e öyle bir va'dde bulunmuştur ki, her sene bu Beyt'i altıyüzbin kişi ziyaret eder. Eğer altıyüzbin kişiden az gelirse meleklerle tamamlar. Kâbe, mahşer gününde telli duvaklı gelin gibi haşr olunur. Kendisini dünyada ziyaret edenlerin hepsi perdelerine yapışmış bir halde beraberinde yürürler. Kâbe kendisi cennete girip onları da beraber cennete sokuncaya kadar yürür.14
Hacer'ul-Esved, cennetin yâkut taşlarından bir yâkuttur. Kıyâmet gününde haşrolunur. Görür iki gözü ve konuşur dili vardır. Hak ve doğrulukla kendisini dünyada istilâm (öpmek veya el sürmek) edenlerin lehinde şehadet eder.15
Hz. Peygamber (s.a) Hacer'ul-Esved'i çokça öperdi.16 Yine rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a) Hacer'ul-Esved'in üzerine secde etmiştir.17
Hz. Peygamber, devesinin sırtına binerek Kâbe'yi ziyaret ederdi. Hacer'ul-Esved'in hizasına gelince, elindeki asâsının bir ucunu taşın üzerine bırakır, diğer ucunu öperdi.18
Hz. Ömer'de, Hacer'ul-Esved'i öptükten sonra şöyle demiştir:
Biliyorum ki sen bir taşsın. Ne kimseye zarar ve ne de kimseye fayda verebilirsin. Eğer Allah'ın Rasûlü'nü seni öperken görmeseydim, seni asla öpmezdim. Bu sözden sonra hüngür hüngür ağlayıp figan etti. Sonra arkasına dönerek baktı ki, Hz. Ali orada bulunmaktadır. Hz. Ali'ye hitaben 'Ey Ebu Hasan! İşte burada gözyaşı dökülür ve duâlar kabul olunur' dedi. Hz. Ali, Hz. Ömer'e (r.a) şu cevabı verdi: 'Ey mü'minlerin emiri! Hacer'ul-Esved'in ne zarar ve ne de fayda vermediğini söylediniz. Halbuki Hacer'ul-Esved hem zarar hem de yarar verir'. Ömer 'Nasıl olur?' deyince, Hz, Ali şöyle cevap verdi: 'Allah Teâlâ, Âdem'in zürriyetini bir araya getirip onlardan söz aldığı zaman, onların vermiş oldukları söze dair bir senet yazdı ve o senedi bu taşın içine koydu. Bu nedenle bu taş, sözüne sâdık kalıp ahdine vefa gösteren mü'minler için lehde şehadet eder. Kâfirlerinde aleyhlerine şehâdet eder'.19
Bazı alimler tarafından denildi ki, Hz. Ali'nin bu sözü, halkın Hacer'ul-Esved'i istilâm ederken söyledikleri şu sözün mânâsını içerir:
Yâ rab! Sana iman ederek, senin kitabına inanarak ve senin sözünü yerine getirmek için bunu yapıyorum!
Hasan Basrî şöyle demiştir: 'Mekke'de bir gün oruç, diğer yerlerdeki yüzbin oruca bedeldir. Orada verilen bir dirhem sadaka, başka yerlerde verilen yüzbin dirheme eşittir. Mekke'de yapılan her hasene yüzbine bedeldir'.
Deniliyor ki, 'Kâbe'yi yedi defa tavâf etmek, bir umreye eşittir. Üç umre de bir hacca eşittir'.
Sahih bir haberde şöyle denilmiştir:
Ramazan ayında yapılan bir umre, benimle birlikte yapılan bir hac gibidir.20
Kıyâmet gününde ilk önce kabrinden kalkan ben olacağım. Sonra ben Medin-i Münevvere'nin mezarlığı Cennet'ul-Bakiye gelirim. Onlar da kabirlerinden kalkıp benimle beraber gelirler. Sonra Mekke ehline gelirim, Mekke ile Medine arasında haşrolunurum.21
Âdem (a.s)hac yapıp menâsik-i haccı bitirdikten sonra, melekler kendisiyle karşılaştı ve melekler kendisine şöyle dediler: 'Ey Âdem! Haccın kabul edildi (kabul olsun). Biz senden iki bin sene önceden beri bu beyti ziyaret etmekteyiz'.22
Allah Teâlâ (c.c) her gece yeryüzündeki insanlara bakar. İlk baktığı kimseler harem-i şerifin halkıdır. Harem-i Şerif halkı arasında da ilk önce Mescid-i Haram ehline bakar. Kimi Kâbe'yi ziyaret ederken görürse, onu affeder. Kimi namaz kılarken görürse, onu da affeder. Kimi Kâbe 'ye doğru ayakta durup bakarken görürse, onu da affeder.
Evliyaullah'tan biri keşif âleminde şöyle görmüştür: 'Ben gördüm ki, İslâm'ın bütün sınırları (Basra körfezinin yakınında bulunan) Abadan adasına secde ediyorlardı ve yine gördüm ki, Abadan adası da Cidde'ye secde ediyordu'.
Anlatıldığına göre, hiçbir günün güneşi batmaz ki, o günde bu Beyti (Kâbe'yi) Allah'ın abdal kullarından biri ziyaret etmesin. Hiçbir günün fecri doğmaz ki, o günde Allah'ın evtad kullarından biri Kâbeyi ziyaret etmesin. Abdal ve evtadların ziyaretlerinin kesilmesi, Kâbe'nin yeryüzünden kalkmasına vesile olur. Halk sabahladığı zaman bakar ki Kâbe kaldırılmış ve eseri dahi kalmamıştır. Bu hâdise Kâbe yedi sene hiçbir ferd tarafından ziyaret edilmedikten sonra olacaktır, Kâbenin kaldırılışından sonra mushafların yapraklarından Kur'an'ın bütün ayetleri silinir ve o yapraklarda bir harf dahi görünmez olur. Bundan sonra Kur'an göğüslerden kaldırılır. Hafızlar Kur'an'ın bir kelimesini dahi hatırlayamazlar. Bundan sonra halk şiirler, nağmeler ve câhiliyye devrinin haberlerine başvurur, onu aralarında hakem yaparlar. Bundan sonra Deccal ortaya çıkar. İsâ iner ve Deccal'ı öldürür. O zamanlarda kıyâmet, doğum zamanı yaklaşmış bir devenin doğumu gibi, yakın olur.
Bir haberde şöyle denilmiştir:
Bu beyt, (Kâbe) kaldırılmazdan önce onu çokça ziyaret ediniz. Çünkü bu Kâbe iki defa yıkıldı. Üçüncü yıkılışında kaldıracaktır.23
Hz. Ali'nin, Rasûlullah'tan şu hadîsi naklettiği rivayet olunmaktadır: Hz. Peygamber, Allah Teâlâ'nın şöyle buyurmuş olduğunu rivayet etti:
Dünyayı yıkmak istediğim zaman ilk önce beytimden başlıyacağım. Onu tahrib edecek, onun arkasından da dünyayı tahrib edeceğim.24
14) Irâkî aslına rastlamadığını kaydeder.
15) Tirmizî ve Nesâî, (İbn Abbas'tan)
16) Müslim ve Buharî, (Hz. Ömer'den)
17) Bezzar ve Hâkim, (Hz. Ömer'den)
18) Müslim ve Buharî, (Ebu Tufeyl ve Câbir'den)
19) Müslim ve Buharî. Fakat Hz. Ali'nin bu sözü onların rivayetlerinde yoktur.
20) Müslim ve Buharî, (İbn Abbas'dan)
21) Tirmizî ve İbn Hibban, (İbn Ömer'den)
22) el-Mufaddal, el-Cundî ve İbn Cevzî, (İbn Abbas'tan)
23) Bezzar, İbn Hibban ve Hakim, (İbn Ömer'den)
24) Irakî aslına rastlamadığını kaydeder.

islam