Yeni

Cömertliğin Fazileti


Cömertliğin Fazileti

Mal yok ise bu durumda kul için en uygun hareket, kanaat etmek ve az hırslı olmaktır. Eğer mal varsa bu takdirde kulun en uygun hali, başkasını nefsine tercih etmek, cömertlik ve iyilik yapmak ve cimrilikten uzaklaşmaktır. Çünkü cömertlik, peygamberlerin (a.s) ahlâkındandır. Cömertlik kurtuluş esaslarından biridir.
Hadîsler
Cömertlik, cennet ağaçlarından bir ağaçtır. Onun dalları yere sarkıtılmıştır. Bu bakımdan onun dallarından birine yapışan bir kimseyi o dal cennete doğru götürür.52
Câbir Hz. Peygamber'in (s.a) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
Cebrâil, Allah Teâlâ'nın şöyle dediğini söyledi: Muhakkak bu (islâm dini) öyle bir dindir ki nefsim için ona razı oldum. O dini ancak cömertlik ve güzel ahlâk ıslah eder. Bu bakımdan siz bu iki hasletle gücünüz yettiği kadar o dine ikramda bulunun, dini güzelleştirin.53
O dine bu iki hasletle -onunla arkadaşlık yaptığınız müddetçe- ikramda bulunun.
Hz. Aişe'den rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Allah Teâlâ, bir veliyi kendisi için yarattığı zaman güzel ahlâk ve cömertlik üzere yaratır.54
Câbir (r.a) der ki: Hz. Peygamber'i 'Ey Allah'ın Rasûlü! Amellerin hangisi daha faziletlidir?' diye soruldu. Cevap olarak şöyle buyurdu: 'Sabır ve cömertlik'55
Abdullah b. Amr Hz. Peygamber'in (s.a) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
İki ahlâk vardır ki, Allah onları sever. İki huy da vardır ki Allah onlardan nefret eder. Allah'ın sevdiği iki ahlâka gelince, birincisi güzel ahlâk, ikincisi cömertliktir. Allah'ın buğzettiği iki ahlâk ise, birisi kötü ahlâk, ikincisi cimriliktir. Allah Teâlâ bir kuluna hayrı murad ederse onu insanların ihtiyaçlarını yerine getirmekte kullanır.56
Mikdam b. Şureyh57 babasından, o da babasından rivayet ederek şöyle diyor: "Hz. Peygamber'e 'Beni cennete götürecek bir amele muttali kıl!' deyince, cevap olarak 'Muhakkak ki yemek yedirmek, selâmı yaymak ve güzel konuşmak mağfireti gerektiren hasletlerdendir' buyurdu".58
Ebu Hüreyre, Hz. Peygamber'in (s.a) şöyle buyurduğunu riva-yet eder:
Cömertlik, cennette bulunan bir ağaçtır. Cömert olan bir kimse, o ağacın bir dalına yapışmıştır. O dal onu cennete sokuncaya kadar bırakmaz! Cimrilik ateşte biten bir ağaçtır. Cimri olan bir kimse onun dallarından birine tutunmuştur. O dal onu cehenneme sokuncaya kadar bırakmaz.59
Ebu Said el-Hudrî Hz. Peygamber'in (s.a) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır. Fazileti, kullarımın şefkatlilerinde arayın ki onların sayesinde yaşayın! Çünkü ben rahmetimi onların kalbine koydum! Şefkati, kalpleri katı olanlardan istemeyin. Çünkü ben onların kalplerine öfkemi koydum.60
İbn Abbas Hz. Peygamber'in (s,a) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
Cömert bir kimsenin günahından vazgeçin! Çünkü Allah Teâlâ bile, o cömert kulu kaydıkça onun elinden tutar.61
Rızık yemek yedirene devenin gırtlağına saplanan bıçaktan daha süratle varır. Allah Teâlâ, yemek yedirenle meleklerine karşı öğünür.62
Allah cömerttir, cömerdi sever. Güzel ahlâkı sever. Düşük ahlâktan nefret eder.63
Enes (r.a) der ki, Hz. Peygamber (s.a) müslüman olmak muka-bilinde herhangi birşey kendisinden istenirse veriyordu. Bir kişi kendisine geldi ve bir şeyler istedi. Bunun üzerine zekât koyunlarından iki dağın arasını dolduracak kadar koyun verilmesini emretti. Bunun üzerine adam kavmine döndü ve dedi ki: 'Ey kavmim! Müslüman olunuz! Çünkü Muhammed, fakirlikten korkmayan bir kimsenin verdiği gibi veriyor!'64
Allah Teâlâ birçok kullarına, kulların faydası için servet ihsan eder. Bu bakımdan kim cimrilik yapar, o faydaları kullara göstermezse Allah Teâlâ serveti ondan alır, başkasına devreder!65
El-Hilâlî'den06 şöyle rivayet ediliyor: Hz. Peygamber'in huzuruna Benî Anber67 esirleri getirildi. Onların öldürülmesini emretti. Ancak onlardan bir kişiyi ayırdı. Bunun üzerine Hz. Ali dedi ki: 'Allah birdir, din birdir, günah birdir. O halde bu kişiyi onların arasından neden ayırdın?' Cevap olarak Hz. Peygamber şöyle buyurdu:
Cebrâil (a.s) bana vahiy getirerek şöyle dedi: 'Bunları öldür! Fakat bunu öldürme! Çünkü Allah, bu kişide bulunan cömertlikten dolayı bir teşekkür olsun diye onu affetti'.68
Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Muhakkak herşeyin bir meyvesi vardır. İyiliğin meyvesi de iyilik yapılanı bekletmemek ve hemen ihtiyacını görmektir.69
İbn Ömer Hz. Peygamber'in (s.a) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
Cömerdin yemeği deva, cimrinin yemeği hastalıktır.70
Allah'ın nimeti kimin katında büyümüşse, halkın nafakası da onun üzerinde büyümüştür.71
Bu bakımdan o nafaka ve zahmeti yüklenmeyen bir kimse kendisine verilen o nimeti zevale maruz bırakmıştır.
Hz. İsa (a.s) şöyle demiştir: 'Ateşin kendisini yemediği şeyden çok edinin'. Kendisine o şeyin ne olduğu soruldu. Cevap olarak İyilik yapmaktır!' dedi.
Hz. Âişe Hz. Peygamber'in (s.a) şöyle dediğini rivayet eder:
Cennet cömertlerin evidir.72
Ebu Hüreyre Hz. Peygamber'in (s.a) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
Cömert bir kimse Allah'a yakındır. İnsana yakındır. Cennete yakın ve cehennemden uzaktır. Cimri bir kimse de hem Allah'tan, hem insandan, hem de cennetten uzak ve cehenneme de yakındır. Câhil bir cömert, Allah katında cimri bir âlimden daha sevimlidir. Hastalığın hastalığı cimriliktir.73
İyilik ehli bir kimseye de, iyilik ehli olmayana da iyilik yap! Eğer ehline tesadüf ederse ne âlâ! Eğer ehline tesadüf etmezse muhakkak sen iyilik ehlindesin.74
Muhakkak ki ümmetimin halis kullarından bir grup, cennete namazla, oruçla girmiş değildirler. Fakat cennete nefislerinin cömertliği, gönüllerinin selâmeti ve müslümanlar için yapmış oldukları nasihattan dolayı girmişlerdir.75
Ebu Sâid el-Hudrî Hz, Peygamber'in (s.a) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
Allah (c.c) iyilik için mahlukatından bir grubu hazırlayıp yaratmıştır. Onlara iyiliği ve iyilik yapmayı sevdirmiştir. İyiliği arayanları onlara yöneltmiş, vermeyi onlara kolaylaştırmıştır. Tıpkı kurak bir memlekete yağmur gönder mek sûretiyle o memleketi ve o memleketin halkını dirilttiği gibi..76
Her iyilik sadakadır. Kişinin, kendi nefsine, aile fertlerine infak ettiği herşey kişi için sadaka sayılır. Kişinin, kendisiyle şerefini koruduğu şey, kişi için sadakadır. Kişinin infak ettiği nafakanın yerini doldurmak Allah'a düşer.77
Her iyilik sadakadır. Hayra delâlet eden (önderlik yapan) hayır yapan gibidir. Allah Teâlâ, mahzun ve sıkıntıda olan kimsenin yardımına koşmayı sever.78
Zengine veya fakire yaptığın her iyilik sadakadır.79
Rivayet ediliyor ki, Allah Teâlâ Hz. Musa'ya vahiy göndererek 'Sâmirî'yi80 öldürme! Çünkü o cömerttir!' dedi.
Cabir der ki, Hz. Peygamber (s.a), Kays b. Sa'd b. Ubade kumandasında bir birlik gönderdi. Bunlar cihad ettiler. Kays onlara dokuz tane binilen deve kesti. Onlar Medine'ye gelince bu hâdiseyi Hz. Peygamber'e naklettiler. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdu:
Muhakkak ki cömertlik o ailenin ahlâkındandır.81
Ashab'ın ve Âlimlerin Sözleri
Hz. Ali şöyle demiştir; 'Dünya sana yöneldiği zaman ondan infak et! Çünkü o, infak etmekle yok olmaz. Dünya senden uzaklaştığı zaman ondan infak et! Çünkü o senin elinde kalmaz'.
Sonra Hz. Ali şu şiiri okudu: Dünya sana yöneldiği halde onu vermekle cimrilik yapma! Çünkü onu israf ve tebzir eksiltmez! Eğer dünya sana arka çevirirse, o zaman onunla cömertlik yapman daha uygun olur. Çünkü ondan dolayı övülmek, o insana sırt çevirdiği zaman onun halefi olup yerine geçer.
Muaviye, Hz. Hasan b. Ali'den mürevvet, necdet ve kerem'in mânâsını sordu. Hasan (r.a) şöyle cevap verdi: 'Mürevvet, kişinin dinini muhafaza etmesi, nefsini sakındırması, misafirine karşı vazifesini güzelce yapması, nefsin kerih saydığı şeyde güzel bir tarzda ilerlemesi demektir. Necdet'e gelince, komşuyu korumak, tehlikeli yerlerde sabır göstermek demektir. Kereme gelince, istenmeden iyilik yapmak, yerinde (kıtlıkta) yedirmek, isteyene vermekle beraber şefkat göstermek demektir'.
Bir kişi, Hz. Ali'nin oğlu Hasan'a bir kâğıt uzattı. Hz. Hasan kâğıdı okumadan önce ona 'Senin ihtiyacın görülmüştür!' dedi. Bunun üzerine Hz. Hasan'a denildi ki: 'Ey Rasûlullah'ın torunu! Keşke onun kâğıdına baksaydın! Sonra kâğıttaki miktara göre cevap verseydin!' Hz. Hasan şöyle dedi: 'Onun huzurumdaki duruşunun zilletinden dolayı kâğıdı okuyuncaya kadar bekletirsem Allah Teâlâ benden sual sorar'.
Muhammed b. Sebih b. Semmet el-Bağdâdî şöyle demiştir: 'Köleleri malıyla satın alıp, hür kimseleri iyiliğiyle satın almayan bir kimsenin aklına şaşarım'.
Bedevilere 'Sizin efendiniz kim?' diye soruldu. Cevap olarak 'Kim bizim küfretmemize katlanır, dilencimize verir, câhilimize göz yumarsa odur' dediler.
Hz. Hüseyin'in oğlu Ali Zeynelâbidin (r.a) şöyle demiştir: 'Kim malını isteyenlere vermeye niyetleniyorsa o kimse cömert sayılmaz. Cömert o kimsedir ki Allah'a ibâdet edenlerden ve Allah'ın hukukundan başlar. Buna karşılık teşekkür bile beklemez! Çünkü onun Allah'ın sevabına olan yakîni tam ve eksiksizdir'.
Hasan Basrî'ye denildi ki:
-Cömertlik nedir?
-Malınla Allah yolunda cömertlik yapman!
-Hazım nedir?
-Allah yolunda malını israftan menetmek!
-İsraf nedir?
-Riyaset sevgisi için malı infak etmek!
Câfer-i Sâdık (r.a) şöyle demiştir: 'Akıldan daha iyi bir mal, ce haletten daha büyük bir musibet ve müşavere gibi bir dayanak nok-tası yoktur!' Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
Muhakkak ki ben cevvad ve kerîmim. Alçak bir kimse be-nimle komşuluk yapamaz. Alçaklık küfürdendir. Küfür ehli ise ateştedir. Cevvadlık ve kerem imandandır, iman ehli ise cennettedir.
Huzeyfe (r.a) şöyle demiştir: 'Dini hususunda nice fâcir vardır ki maişetinde cömerttir, cennete de cömertliğinden dolayı girer!'
Rivayet ediliyor ki; Ahmed b. Kays bir kişiyi elinde bir dirhem olduğu halde gördü ve şöyle sordu: 'Bu dirhem kimindir?' Kişi 'Benimdir!' dedi. Bunun üzerine Ahmed dedi ki: 'Senin elinden çıkmadıkça senin değildir!' Bu mânâda şöyle denilmiştir: 'Malı elinde tuttuğun zaman sen onun hizmetçisisin. Onu infak ettiğin zaman, mal senin hizmetçindir'.
Vâsıl b. Ata'ya gazzal denilmiştir. Çünkü Vâsıl, iplik eğirenlerin yanında ve çarşılarda otururdu. Birşey almak isteyen zayıf bir kadın gördüğü zaman ona birşey verirdi.
Abdülmelik b. Said el-Esmâî şöyle anlatıyor: Hz. Hasan, Hz. Hüseyin'e bir mektup yazarak şairlere verdiği maldan dolayı kendisini kınadı. Hz. Hüseyin, ağabeyine cevap olarak şöyle yazdı: 'Malın en hayırlısı odur ki onunla insan şerefini korur!'
Süfyan b. Uyeyne'ye 'Cömertlik nedir?' diye soruldu. Cevap ola-rak şöyle dedi: 'Arkadaşlara iyilik yapmak ve mal ile cömertlik etmek demektir'.
Dedi ki: 'Benim babam elli bin dirhem veraset elde etti. Onu keseler halinde arkadaşlarına gönderdi ve dedi ki: Ben Allah Teâlâ'dan arkadaşlarım için namazımda cennet istiyordum. O halde nasıl olur da kendilerine cennet istediğim kimselere karşı cimrilik yapabilirim'.
Hasan Basrî şöyle demiştir: 'Mevcut olan malın verilmesi cömertliğin son zirvesidir'. Hukemânın birine 'Senin nezdinde insanların en sevimlisi kimdir?' diye soruldu. Cevap olarak şöyle dedi: İyilikleri çok olan kimsedir!' 'Eğer birşeyi yoksa?' denilince, cevap olarak şöyle dedi: 'O kimse ki onun yanında iyiliklerin çok olur!'
Abdülâziz b. Mervan şöyle dedi: 'Kişi kendisine iyilik yapmam için bana imkân verdiği zaman, bence bu imkândan dolayı onun yapmış olduğu iyilik, benim ona yapmış olduğum iyiliğe eşittir'.
Mehdî82, Şeybe b. Şebîb'e83 'Halkı benim evimde nasıl gördün?' diye sordu. Şebîb şöyle cevap verdi: 'Ey mü'minlerin emiri! Onların her biri ümitlenerek giriyor, razı olarak çıkıyor!'
Bir kimse Abdullah b. Câfer'in yanında misal getirerek şöyle dedi: 'İyilik, ancak onunla iyilik yolu elde edilirse iyilik olur. Bu bakımdan bir iyilik yaptığın zaman o iyiliği Allah için veya akraban için yap veyahut bırak!5
Bunun üzerine Abdullah b. Câfer dedi ki: 'Bu okuduğun iki beyit halkı cimrileştirir! Lakin iyiliği yağmur gibi yağdır! Eğer şerefli kimselere isabet ederse onlar iyiliğin ehlidirler. Eğer alçak kimselere isabet ederse sen onun ehli olursun!5
___________________________________
52)İbn Hibban, Zuafâ; İbn Adîy; Dârekutnî
53)Dârekutnî
54)Dârekutnî; İbn Cevzî, Mevzuat
55)Ebu Yâ'lâ; İbn Hibban, Zuafâ
56)Deylemî
57)Adı Mikdam b. Şureyh b. Hani b. Yezid el-Hârisî'dir. Kûfeli ve güvenilir bir zattır.
58)Taberânî
59)Dârekutnî
60)İbn Hibban, Zuafâ; Harâitî, Taberânî
61)Taberânî
62)İbn Mâce
63)Harâitî, Mekârim'u1-Ahlâk
64)Müslim
65)Taberânî, Ebu Nuaym
66)Benî Hilâle mensuptur.
67)Temim'den bir boydur. Peygamberlik iddia eden meşhur kadın Seccah bu kabiledendir.
68)Irâkî'ye göre aslına rastlanılmamıştır.
69)Irâkî'ye göre aslına rastlanılmamıştır.
70)İbn Adîy, Dârekutnî
71)İbn Adîy, İbn Hibban
72)İbn Adîy, Dârekutnî
73)Tirmizî
74)Dârekutnî
75)Dârekutnî
76)Dârekutnî
77)İbn Adiy, Dârekutnî, Harâitî, Beyhâkî
78Dârekutnî
79)Dârekutnî
80)İsrailoğulları'ndandır, kıssası Kur'an'da zikredilmiştir. Bu kimseye
mensup olan yahudiler Hz. Dâvud'un peygamberliğini inkar ederler. Ondan
sonraki peygamberleri de kabul etmezler. Hz. Musa'dan sonra peygamber
olmadığına inanırlar.
81)Dârekutnî
82)Adı Muhammed b. Abdullah b. Ali b. Abdullah b. Abbas'dır.
83)Adı Şebib b. Şeybe b. Abdullah et-Temimî el-Basrî'dir. Fesâhetinden ötürü
Hatib lakabını almıştır.
84)Bu hanım Hz. Âişe'nin azatlısıdır.

islam