Yeni

Fuzulî Konuşmak/Sözü Uzatmak


Fuzulî Konuşmak/Sözü Uzatmak

Fuzûlî konuşmak da kötüdür. Bu tür konuşma, mâlâyânîye dalmayı ve maksûd olan konuşmada ihtiyaçtan fazlaya kaçmayı kapsar! Çünkü bir kimsenin kendisini ilgilendiren birşeyi kısa bir konuşma ile ifade etmesi mümkün olduğu gibi, onu uzatıp dallandırması da mümkündür.
Maksadını bir kelime ile ifade edebildiği zaman iki kelime konuşursa, ikinci kelime fuzûlîdir. Yani ihtiyaçtan fazladır. Bu da -daha önce geçen iletten dolayı- çirkindir. Her ne kadar buna günah ve zarar yoksa da... Atâ b. Ebî Rebah der ki: 'Sizden öncekiler, fuzûlî konuşmayı çirkin görürlerdi. Allah'ın kitabı, Hz. Peygamberin sünneti, emr-i bi'l-mâruf"ve nehy-i an'il-münker veya zaruri ihtiyaç hakkında konuşmak hariç, bunun dışında kalanları fuzûlî konuşmadan sayarlardı. Acaba sizin üzerinizde hafaza ve kirâmen kâtibîn meleklerinin olduğunu, sağ ve solunuzda gözcü meleklerin bulunduğunu ve kişinin ağzından çıkan her sözü kontrol eden ve yazan bir meleğin bulunduğunu inkâr mı ediyorsunuz? Acaba sizden biriniz günün başında doldurmuş olduğu sahife neşredildiği zaman o sahifedeki hükümlerin çoğunun dininin veya dünyasının işinden olmadığını görürse utanmayacak mıdır?'
Ashab'dan biri şöyle demiştir: 'Biri benimle konuşmak istediğinde, onunla konuşmak, soğuk suyun susamış bir kimsenin hoşuna gitmesinden daha çok hoşuma gider. Fakat fuzûlî konuşma olur düşüncesiyle konuşmayı terkediyorum'.
Mutarrıf55 şöyle demiştir: "Allah'ın celâli kalbinizde büyük olsun! Bu bakımdan Allah Teâlâ'mn ismi celîlini köpeğe veya merkebe 'Ey Allahım onu mahrum et!' sözünüz gibi sözlerle beraber zikretmeyin!". Bil ki fuzûlî konuşma, inhisar altına alınmayacak kadar çoktur. Hatta mühim olanı Allah 'in Kitabında, mahsurdur. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
Onların fısıldaşmalarının çoğunda hayır yoktur. Ancak sadaka vermeyi veya bir iyilik etmeyi, yahut insanların arasını düzeltmeyi emreden müstesna!(Nisâ/114)
Sözün fazlasını zapt-u rapt altına alıp tutan, malının fazlasını Allah yolunda infak eden bir kimseye cennet vardır!36
İnsanlar bu husustaki işi nasıl da tersine çevirmişlerdir! Hz. Peygamber'in dediğinin tam aksine, mallarının fazlasını depo etmişler, sözlerini ise serbest bırakmışlardır.
Mutarrıf b. Abdullah babasından şöyle rivayet ediyor. Babası şöyle anlatmış: Benî Amr kabilesinin bir grubu ile beraber Hz. Peygamber'in huzuruna geldim. O grup Hz. Peygambere şöyle hitap edip: 'Sen bizim babamızsm, efendimizsin. Sen fazilet bakımından bize bizden daha faziletlisin. Sen cömertlik bakımından bizim için bizden daha cömertsin. Sen bembeyaz bir kâsesin. Sen söylesin, sen böylesin' gibi övgülerde bulundular. Hz. Peygamber (bunun üzerine) şöyle dedi:
Sözünüzü söyleyiniz! Sakın şeytan sizi dalâlete düşürmesin.37
Bununla Hz. Peygamber suna işaret ediyor ki dil -doğru da olsa- övmek hususunda başıboş bırakıldığı zaman, şeytanın onu lüzumsuz fazlalıklara düşürmesinden korkulur.
İbn Mes'ud şöyle demiştir: 'Sizi fuzulî konuşmak hususunda uyarırım! Kişiye ihtiyacına yetecek kadar konuşma yeter!'
Mücâhid şöyle dedi: "Muhakkak ki konuşmalar yazılır. Hatta kişi oğlunu susturup ona 'sana şunu şunu satın alacağım' dediğinde yalancı yazılır".38
Hasan Basrî şöyle der: Ey Ademoğlu! Bir sahife senin için açılmıştır. O sahifeyi senin amellerini yazan iki tane melek idare etmektedirler. İstediğini yap! İster az, istersen çok yap! (Muhakkak hepsi yazılmaktadır)'.
Rivayet ediliyor ki Hz. Süleyman (a.s) ifritlerinden birini gönderdi ve arkasından bir ifrit daha gönderdi ki onu kontrol etsin, dediklerini dinlesin ve gelip kendisine haber versin. Arkadan gönderilen ifrit Hz. Süleyman'a gelerek o gönderilen ifritin çarşıdan geçerken başını göğe kaldırıp baktığını, sonra insanlara bakıp başını salladığını haber verdi. Bunun üzerine Hz. Süleyman (a.s) ona bunun sebebini sordu. İfrit dedi ki: 'Ben, insanların başının ucunda durup onlardan çıkanları hemen yazan meleklere ve o meleklerden daha aşağıda bulunan kimselerin acelece yazmalarına hayret ettim'.
İbrahim Teymî şöyle demiştir: 'Mü'min konuşmak istediği zaman düşünür; eğer lehinde ise konuşur, aksi takdirde susar; fâcirin konuşması ise zincirleme gider'.
Hasan Basrî şöyle demiştir: 'Konuşması çok olanın yalanı çoğalır. Malı çok olanın günahı çoğalır. Ahlâkı kötü olanın nefsi azap görür veya nefsine azap çektirir',
Amr b. Dinar şöyle demiştir: Bir kişi, Hz. Peygamberin yanında fazla konuştu. Hz. Peygamber kendisine şöyle sordu:
- Senin dilinin önünde kaç perde vardır?
- Dudaklarım ve dişlerim vardır!
- Acaba o perdelerde konuşmanı azaltacak bir kuvvet yokmudur?39
Bir rivayette Hz. Peygamber s.a.v bunu kendisini öven bir kişi hakkında söylemiştir. Çünkü Hz. Peygamberi öven bu kişi, konuşmasında aşırı bir şekilde mübalağa ederek sözü uzatmıştı. Sonra Hz. Peygamber şöyle dedi:
Bir kişiye dilindeki fazlalıktan daha şerli birşey verilmiş değildir!40
Ömer b. Abdülaziz şöyle der: 'Beni çok konuşmaktan, böbürlenme korkusu menetmektedir'.
Hükemanm biri şöyle demiştir: 'Kişi, bir mecliste olduğu zaman konuşmak onun hoşuna gidiyorsa, sükût etsin! Eğer susmuş ise ve susmak hoşuna gidiyorsa, konuşsun!'
Yezid b. Ebi Habib şöyle demiştir: 'Konuşmasının dinlemesinden kendisine daha sevimli gelmesi âlimin fitnesindendir. Eğer âlim, kendisinin yerine konuşup kendisine ihtiyaç bırakmayan birini görürse, onu dinlemekte kendisine selâmet vardır.
Konuşmakta süslemek, artırmak ve eksiltmek vardır! İbn Ömer şöyle demiştir: 'Kişinin temizlenmesine en fazla muhtaç olduğu şey dilidir'.
Ebû Derdâ (r.a) çenesi düşük bir kadını gördüğünde şöyle dedi: 'Eğer bu kadın dilsiz olsaydı, onun için daha hayırlı olurdu.
İbrahim Nehâî şöyle demiştir: 'Halkı iki haslet helâk ediyor: Birincisi fazla mal, ikincisi fazla konuşmak.
İşte bunlar, çok konuşmanın kötülenmesi ve sebebidir. Fazla konuşmanın ilâcı ise mâlâyanî sözlere dair bölümde geçmişti.
35)Abdullah'ın oğludur. Âmir soyunun Haşr koluna mensuptur. Künyesi Ebû Abdullah'tır. Basralıdır ve şâyân-ı itimad bir âbiddir. H. 95 senesinde
vefat etmiştir.
36)Beğâvî, İbn Hani, Beyhakî
37)Ebû Dâvûd, Nesaî
38)İbn Ebî Dünya
39)İbn Ebî Dünya
40)Deylemî, (İbn Abbas'tan

islam