Yeni

Hadesten (Hükmî Necasetlerden) Temizlik

Hadesten (Hükmî Necasetlerden) Temizlik

Hadesten temizlik abdest, gusül, ve teyemmüm etmek demektir. Bunların evvelinde istincâ gelir. Biz tertip üzere, bunların keyfiyetlerinden, âdâb ve sünnetleriyle beraber abdestin sebeplerinden ve def-i hacetin âdabından başlayacağız.
Def-i Hacetfin Adabı
1.Sahrada def-i hâcet etmek isteyen bir kimsenin insanların
gözünden uzaklaşması,
2.Eğer varsa bir siperin arkasına gizlenmesi,
3.Oturacak yere varmadan evvel avret mahallini açmaması,
4.Güneşe, Ay'a ve
5.Kıbleye yüzünü ve arkasını çevirmemesi en uygun harekettir.
Ancak evlerin içindeki tuvaletlerde bu şartlar gerekli
değildir.
Bununla beraber ev içindeki tuvaletlerde de kıbleden, güneş ve aydan önünü ve arkasını çevirmek daha iyidir.Eğer sahrada,bineğini kendisine siper yaparak taharete durursa caizdir. Hattauzun etekle de siper yapılabilir.
6.İnsanların toplanıp konuştukları belirli yerlerde küçük ve
büyük taharetlerini yapmamak gerekir.
7.Durgun suya,
8.Meyveli ağacın altına,
9.Haşerelerin yuvalarına küçük su dökülmemesi daha uygundur.
10.Sert bir yere,
11.Rüzgârın estiği tarafa üzerine sıçramaması için küçük
abdest yapılmamalıdır.
12.Otururken sol tarafa meyletmeli,
13.Tuvalete giriliyorsa evvela sol ayağını, çıkarken de sağ
ayağını atmalıdır.
14.Ayakta küçük su dökülmemelidir.
Âişe validemiz 'Size Rasûiullah'ın ayakta küçük su döktüğünü söyleyen kimselere inanmayınız9 buyurmaktadır.
Hz. Ömer (r.a) şöyle anlatır: "Rasûlullah (s.a) beni ayakta su dökerken gördüğünde 'Ey Ömer! Sakın ayakta su dökme" buyurdu".
Hz. Ömer 'Bu tavsiyeden sonra ayakta su dökmedim' diyor.10
Fakat ayakta su dökmek hususunda ruhsat vardır. Çünkü Hz. Huzeyfe b. Yemân (r.a) £Hz. Peygamber (s.a) ayakta su döktü. Ben de ona temiz su getirdim, atâestini aldı ve mestlerinin üzerine meshetti'11 buyurmaktadır.
15.Banyoda yıkanırken küçük su dökmemek gerekir.Hz.
Peygamber şöyle buyurmuştur:
Vesveselerin çoğu, banyoda yapılan bevlden ileri gelmektedir İbn Mübârek 'Eğer üzerinden su akıyorsa banyoda bevl yapmakta beis yoktur' demiştir.
İbn Mübârek'ten bu hükmü İmam Tirmizî rivayet etmektedir. Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır:
Sakın hiçbiriniz yıkandığı yerde bevledip, sonra aynı yerde abdest almasın. Çünkü vesveselerin çoğu boyle bir hareketten neş'et eder.
İbn Mübârek de 'Eğer yapılan bevlin üzerinden su akarsa beis yoktur' demektedir.
16.Helaya giden, üzerinde Allah'ın ve Rasûlullah'ın ismi
yazılı birşeyi taşımamalıdır.
17.Helaya başı açık girmemek lâzımdır.
18.Helaya girerken şu duayı okumalıdır:
Pis, necis, habis, habislenen ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olan şeytanın şerrinden Allah'a sığınırım!
19.Heladan çıkarken de şu duayı okumalıdır:
Bana eziyet veren kısmı benden çıkaran ve bana faydalı olanı bedenimde bırakan Allah'a hamdolsun!
Bu duayı okurken helanın dışında bulunmalıdır. Yani dışarı çıkmak üzereyken duayı okumaya başlamalıdır.
20.Taharete oturmazdan evvel istincâ âletini hazırlamalıdır.
21.Tahâret edilen yerde su ile yıkanmamalı, belki pisliğin bu
lunduğu yerden uzaklaştıktan sonra yıkanmalıdır.
22.Tenasül âletini üç defa oğalamak, öksürmek ve gezmek su
retiyle istibrâ etmelidir. Sol elini âletinin alt kısmına dolaştırarak son damlanın akmasını temin etmelidir.
İstibrâ hakkında vesveseye düşecek şekilde düşünmemelidir. Çünkü istibrâ düşüncesinden dolayı vesveseye kapılan bir kişiye istibrâ etmek ve abdest almak çok güçleşir.
Donda görülen ıslaklığa gelince, onun, temizlik suyunun eseri olduğunu kabul etmelidir. Eğer ıslaklığın görülmesi kendisine eziyet veriyorsa nefsinde 'görülen ıslaklık yıkanmakta kullanılan suyun eseridir' kanâati yerleşsin diye donuna ve ön kısmına eliyle su serpmek suretiyle vesveseden kurtulmalıdır. Hadîslerde Hz. Peygamber'in istincadan sonra donuna su serptiği vârid olmuştur.13
Ashâb-ı kiramdan istibrâ hususunda en rahat davrananları en fazla fıkıh bilenleri idi. Bu bakımdan istibrâ hususunda vesvese, kişinin az fıkıh bildiğine delâlet etmektedir.
Hz. Selman şöyle anlatır:
Rasûlullah (s.a) bizlere herşeyi öğretti. Hatta nasıl abdest bozacağımızı bile...
Bize kemikle, hayvan tersiyle istincâ etmemizi emretti. Büyük ve küçük taharetleri yaparken kıbleye doğru durmaktan bizi nehyetti.14
Bir adam, bedevî arkadaşlarından (bu kısım Zebidî'nin tashihine göre tercüme edilmiştir. Çev.) biriyle arasında ağız kavgası olduğundan dolayı 'Senin güzel taharet edeceğini dahi sanmıyorum/ der.
Bedevî 'Babanın hayatıyla yemin ederim ki ben taharet almayı iyi bilirim ve bu hususta çok mâhirimdir' diye karşılık verince, adam 'O halde bize nasıl taharet edileceğini izah et' der.
Bedevî şöyle izah eder: 'Halktan uzaklaşırım. Taharete oturmazdan evvel istincâ etmek için taşları hazırlarım. Bir tümseğin arkasına sığınırım. Arkamı esen rüzgâra veririm. Geyiğin oturuşu gibi oturur, Nea'me denilen hayvanın kuyruğu gibi mak'adımı kaldırıp öylece ihtiyacımı görürüm'.
İnsanoğlunun, perde arkasında, arkadaşına yakın bir yerde bevletmesi dinen caizdir. Çünkü Hz. Peygamber, en fazla hayaya sahip olduğu halde insanlara bu gibi bir hareketin caiz olduğunu bildirmek için böyle yapmıştır.15
İstincâ Nasıl Yapılır?
Def-i hacetten sonra önünden başlayarak mak'adını üç taş ile temizler. Eğer üç taş ile temizlenirse onunla yetinebilir. Eğer üç taş kâfi gelmezse dördüncü taşı kullanır. Bununla temizlendiği takdirde taşları tekleştirmek için beşinci taşı da kullanmalıdır.
Çünkü temizlemek vâcib, Pekleştirmek ise müstehabdır. Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur.:
Taş ile temizlenen bir kişi taşları tek olarak kullansın!16
Taşı sol eline alır, mak'adının önüne koyar, arkaya doğru çekerek sıyırır.
İkinci taşı yine sol eliyle alır, bu sefer maksadın arkasından öne doğru sıyırır.
Üçüncü taşı alır, evvelâ çıkış noktasının etrafında çevirir ve atar. Eğer çıkış noktasının etrafında taşın dolaştırılması kolay değilse üçüncü taşla maksadın önünden arkasına doğru sıyırıp temizlerse kâfi gelir.
Bunu yaptıktan sonra sağ eline büyük bir taş alır. Âleti de sol elinde olduğu halde taşı âletine sürter.
Fakat bunu yaparken sol elini depretmek suretiyle taşın uç kısmına âleti sürter veya üç taşla ya da bir duvarın üç ayrı yerine sürtmek suretiyle bu temizliği tamamlar. Mesh yerinde ıslaklık görülünceye kadar âletini meshetmeye devam etmelidir. Eğer iki defa sürtmek suretiyle görülmeye başlarsa, üçüncü sürtmeyi de yapmalıdır.
Eğer sadece taş ile yetinip su kullanmamak niyetinde ise, taşa üçüncü defa sürtmek vâcib olur. Eğer dördüncü sürtünme ile âletinin temizlenmesi sona ererse, beşinci sürtünme müstehab tır ki, sürtünmeler tekleşsin.
Taşlarla istincâ eden kişi, o yerden başka bir yere geçmeli, sağ eliyle suyu pislik yerine dökmeli ve pislik kalmaymcaya kadar sol eliyle ovalamalıdır
Pisliğin eserinin kalmamasını, sürtünmekle el hissedebilir. Çıkış noktasının kıvrtmlarıyla uğraşıp onları temizlemeyi pek ihtimama lâyık görmemelidir. Çünkü bu yer vesvesenin kaynağıdır.
Ancak zahirdeki yerleri güzelce yıkamak kâfidir.
Suyun varmadığı her yerin iç taraf olduğunu bilmelidir. Necasetin hükmü ise, iç kısımdaki kalıntılar dışarı çıkmadıkça bunları kapsamaz. Dışarda bulunup ve kendisine necaset hükmü sâbit olanların zâhir sayılmaları için suyun onlara yetişmesi ve su vasıtasıyla silinmeleri lüzumlu olmalıdır. Bu bakımdan bu hususta vesveselerin hiçbir mânâ ve faydası yoktur. İstincadan kurtulduğu zaman şu duayı okumalıdır:
Ey Allahım! Kalbimi nifaktan temizle, tenasül uzvumu fuhşiyattan koru ve muhafaza eyle!
İstincadan sonra eğer koku kalmışsa elini yere veya bir duvara sürmelidir. îstincada su ve taşı bir arada, beraberce kullanmak müstehabdır. Rivayet edildiğine göre, 'Orada günahlardan ve pisliklerden temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da böyle çok temizlenenleri sever' (Tevbe/108), ayeti nâzil olduğu zaman Hz. Peygamber Kubâ Mescidi*nin yakınlarında oturan kimselere 'Allah'ın sizler için övdüğü bu taharetiniz nedir? Bana söyler misiniz? buyurmuş, onlar da 'Biz istincada su ile taşı bir arada kullanıyoruz' demişlerdir.17
Tirmizî, İbn Mâce, Nesâî; Tirmizî 'Bu babda daha sahih bir hadîs yoktur* demiştir.
lü) İbn Mâce, {zayıf bir senedle); İbn Hibban, (İbn Ömer'den)
11)Buhârî ve Müslim
12)Sünen sahipleri, (Abdullah b. Mugaffel'den); Tirmizî hadîsin garib
olduğunu belirtmiştir.
13) Ebû Dâvûd ve Nesâî, (Süfyan b. Hakem'den)
14) Müslim
15) Buhârî ve Müslim, (Huzeyfe'den)
16) Buhârî ve Müslim, (Ebû Hüreyre'den)

islam