Yeni

Hıkd'ın (Kin'in) Anlamı, Neticeleri, Affetmenin ve Şefkat Göstermenin Fazileti


Hıkd'ın (Kin'in) Anlamı, Neticeleri, Affetmenin ve Şefkat Göstermenin Fazileti

Hâli hazırda intikam almak sûretiyle gönlünü rahat ettirmekten âciz olduğundan dolayı öfkesini yutmak lâzım geldiği zaman öfke içeride birikmeye başlar ve kin'e dönüşür. Hıkd'ın (kin'in) sonucu, kalbe ağırlığını yükleyip buğzetmek ve buğzettiği kimseden uzaklaşmak ve bu durumu devam ettirmektir. Oysa Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur:
Mü'min bir kimse kindar bir kimse değildir.65
Bu bakımdan hıkd, öfkenin meyvesidir. Hıkd sekiz şeyi doğurur:
1.Hased etmeye yol açar. Hased kin'in seni buğzettiğin insanın nimetinin yok olmasını temenni etmeye zorlaması demektir. Bu bakımdan ona verilen bir nimetten dolayı sen üzülür, ona isabet eden bir musibetten dolayı da sevinirsin. Bu ise münafıkların hasletlerindendir. Allah Teâlâ'nın izniyle, böyle yapmanın aleyhinde vârid olan ayet ve hadîsler ilerdeki bahislerde gelecektir.
2.Bâtında (iç âleminde) fazlasıyla hasedi saklamayı artırmaktır. Böylece buğzettiğin kimseye isabet eden musibet ve belalardan ötürü sevinmiş olursun.
3.Buğzettiğin kimseyi terketmek, onunla gırtlak gırtlağa gelmek ve kendisinden uzaklaşmaktır. O seni arayıp istese bile yine bu duruma devam edersin!
4.Onu küçük gördüğünden dolayı ondan yüz çevirmendir. Bu dördüncü netice, üçüncü neticeden (ceza bakımından) daha hafiftir.
5.Helâl olmayan yalan, gıybet, sırrı açıklamak, örtüsünü yırtmak ve benzeri şeylerle onun hakkında konuşmaktır.
6.Onunla istihza etmek, onu alaya almak için onun taklidini yapmandır.
7.Vurmak ve bedenine elem verici bir şey ile ona eziyet etmektir.
8.Zulmen kendisinden alınan bir şeyin geri verilmesine veya sıla-yı rahmine veya hakkı olan bir alacağının verilmesi gibi haklarına mâni olmandır.
Bütün bunlar haramdır. Hıkd'ın en az derecesi, bu belirtilen sekiz kötü neticeden sakınmandır. Böylece hıkd'dan dolayı Allah Teâlâ'ya karşı isyan olacak durumlara düşmezsin. Fakat buna rağmen içinde onu ağır görürsün. Kalbini, ona buğzetmekten bir türlü vazgeçiremezsin! Öyle ki daha önceden ona gösterdiğin güler yüzlülük, şefkat, ona verdiğin ihtimam, onun ihtiyaçlarını yerine getirmek, Allah'ı anmak hususunda onunla oturmak, ona yardım etmek veya ona daha önceden yapmış olduğun duayı terketmek veya kendisine yapılacak iyilik ve insanlığı teşvik etmekten vazgeçersin.
İşte bütün bunlar din hususunda senin derecenin eksilmesine vesiledirler. Bunlar seninle büyük bir faziletin ve hudutsuz bir sevabın arasına girer. Her ne kadar bu şekildeki buğz seni Allah'ın azabına maruz bırakmazsa da yukardaki tehlikeler sözkonusudur.
Ebubekir Sıddîk (r.a), kızı Aişe'ye yapılan iftira meselesinde dedikodu yapan ve aynı zamanda akrabası olan Mıstah'a66 nafaka vermeyeceğine dair yemin ettiği zaman şu ayet nâzil oldu:
Sizden fazilet ve servet sahibi olan kimseler akrabasına, fakirlere ve Allah yolunda hicret edenlere infak ve ihsan et-memeye yemin etmesinler, affetsinler geçsinler. Allah'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah Teâlâ mağfiret ve rahmet edicidir.
(Nûr/22)
Bunun üzerine Ebubekir Sıddîk (r.a) 'Evet! Biz Allah'ın affetmesini sever ve isteriz' deyip yeniden (eskisi gibi) Mıstah'a infak ve ihsanda bulundu,
Buğzettiği insana yeniden infak ve ihsanda bulunmalı, mümkünse nefsini gemlemek ve şeytanın burnunu yerlere sürmek için ihsanını daha da artırmalıdır. Bu ise sıddîkların makamıdır, mukarreb (Allah'a yakın) kimselerin amellerinin faziletlilerindendir. Bu bakımdan kendisine hased edilen ve kin duyulan bir kimsenin üç durumu vardır:
Birincisi: Hakkını eksik ve fazla olmamak şartıyla tam almaktır ki bu adalettir.
İkincisi: Hasedciyi affetmek, sıla-yı rahim yapmak suretiyle ona iyilikte bulunmaktır ki bu fazilettir.
Üçüncüsü: Hasedcinin müstehak olmadığı zulmü kendisine yapmasıdır ki bu da zulüm ve eziyet etmektir!
Bu üçüncü şıkkı ancak düşük insanlar seçerler. İkinci şık ise, sıddîklarm seçtiği bir şıktır. Birincisi ise sâlih kimselerin derecelerinin zirvesidir. Bu bakımdan biz şimdilik af ve ihsanın faziletini zikredelim.
_____________________________
65) İlim bahsinde geçmişti.
66) Mıstah b. Esase b. Ubbad b. Mutallib b. Abdimenaftır. Annesi Ebubekir in halasının kızı idi. İslâm'ın başında müslüman olmuştu. Hz. Ebubekir, yakınlığından dolayı ona nafaka verirdi.

islam