Yeni

Riya'nın Zemmi


Riya'nın Zemmi

Riya haramdır. Riyakâr, Allah katında sevilmeyen kişidir. Bu hususa âyetler, hadîsler ve eserler şehadet etmektedir.
Ayetler
Şu ibadet edenlerin vay haline ki onlar salâtlarndan gaflet ederler.(Maun/4-6)
Tuzak kuranlara gelince, onlara şiddetli bir azap vardır ve onların tuzağı bozulacaktır.
(Fatır/10) Mücahid 'Bunlar riyakârlardır' demiştir.
'Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz' derler.(İnsan/9)
Allah Teâlâ, Allah'ın vechinden (zatından) başka her iradeyi kendilerinden nefyetmek suretiyle muhlisleri överek şöyle buyurmuştur:
Kim rabbine kavuşmayı arzu ediyorsa, salih bir amel işlesin ve rabbine (yaptığı) ibâdete hiç kimseyi ortak etmesin.(Kehf/110) Hadîsler
Bir kişi 'Ey Allah'ın Resûlü! Kurtuluş nerededir?' diye sorunca Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Kulun, Allah'a ibâdet edip onunla halkın (iltifatını) istememesindedir.
İhlas bölümünde bahsettiğimiz gibi, Ebu Hüreyre'nin rivayet ettiği ve Allah yolunda öldürülen, malını sadaka veren ve Allah'ın Kitabı'nı okuyan üç kimsenin hakkında vârid olan hadîste Hz. Peygamber şöyle demiştir:
Allah onların her birine 'Yalan söyledin. Sen beni değil, aksine filân adam cömerttir denilsin diye bunu yaptın! Yalan söyledin! Falan kahramandır denilsin istedin. Yalan söyledin. Maksadın filân Kur'an okur dedirtmekti.
Böylece Hz. Peygamber (s.a) onların sevap kazanmadıklarını ve riyakârlıklarının amellerini yakan yegâne sebep olduğunu haber vermiştir.27
İbn Ömer, Hz. Peygamber'in şöyle dediğini rivayet eder:
Kim (amelini) gösterir, riyakârlık yaparsa Allah da onun rezaletini kıyamette gösterir. Amelini ikram edilsin diye duyuranın, Allah da kabâhatini ifşâ eder.28
Allah Teâlâ meleklerine 'Bu adam ameliyle beni kasdetmedi. Bu bakımdan onu Siccîn'e koyun!' buyurur.29
Sizin için en fazla korktuğum şey gizli şirktir.
Ashab 'Ey Allah'ın Rasûlü! Gizli şirk nedir?' dedi. Hz. Peygamber şöyle cevap verdi:
Riyadır. Çünkü Allah (c.c) kıyamet gününde kullara amellerin karşılığını verdiği zaman, onlara 'Dünyada kendile-rine riyakârlık yaptıklarınızın yanına gidin! Bakın acaba onların yanında bir mükâfat görebilir misiniz?' diyecek!30
Hz. Peygamber şöyle buyurur:
-Hüzün kuyusunun şerrinden Allah'a sığınınız!
-Ya Rasûlullah! Bu 'hüzün kuyusu' nedir?
-Cehennemde riyakâr hafızlar için hazırlanmış bir deredir.31
Bir kudsî hadîste şöyle denir:
Kim ibadetinde başkasını bana ortak yaparsa, o ibâdetin tamamı onundur. Ben o amelden uzağım. Ben şirk husu-sunda müstağnilerin en müstağnisiyim.32
Hz. İsa (a.s) şöyle demiştir: 'Biriniz oruç tuttuğunda başını ve sakalını yağlayıp dudaklarını temizlesin ki halk onun oruçlu olduğunu bilmesin! Sağ eliyle verdiğini sol elinden gizlesin. Namaz kıldığında kapısının perdesini örtsün. Çünkü Allah rızkı taksim buyurduğu gibi güzel nâm ve nişanı da taksim buyurmuştur'.
Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
İçinde zerre kadar riya bulunan bir ameli Allah Teâlâ kabul etmez.33
Hz. Ömer (r.a) Muaz b. Cebel'in ağladığını görünce 'Seni ağlatan nedir?? diye sordu. Muaz 'Bu kabrin sahibinden (Hz. Peygamber'den) dinlediğim şu hadîs beni ağlattı:
Muhakkak ki riyanın en azı dahi şirktir'.34
Sizin için en fazla korktuğum şey riya ile gizli şirktir.35 Gizli şehvet de riyanın yanlışlıkları ile inceliklerine dönüşür.
Arşın gölgesinden başka gölgenin olmadığı bir günde, ancak sağ eliyle verdiği sadakayı sol elinden gizleyen bir kişi durur.36
Gizli yapılan amel, açıkça yapılan amelden yetmiş derece üstündür.37
Riyakâra, kıyamette 'Ey fâcir! Ey hileci! Ey riyakâr! Senin amelin boşa gitti. Ecrin yanıp kül oldu. Git, kime amel ediyor idiysen ondan ecrini ve mükâfatını al' denir.38
Şeddad b. Evs39 şöyle anlatıyor: Hz. Peygamberi ağlarken gördüm. 'Seni ağlatan nedir, ya Rasûlallah?' dedim, Şöyle buyurdu: 'Ümmetim için şirkten korktum. Onlar ne puta, ne güneşe, ne aya, ne taşa tapmazlar. Fakat amelleriyle riya (gösteriş) yaparlar!'40
Allah (c.c.) yeri yarattığında yer, üstündeki mahlûklarla beraber sallandı. Bunun için dağları yarattı. Onları yer için kazık yaptı. Melekler 'Rabbimiz dağlardan daha şiddetli bir mahlûk yaratmadı' deyince bu sefer demiri yarattı. Demire dağları parçalattı. Sonra ateşi yarattı. Ateş demiri eritti. Sonra Allah Teâlâ ateşi söndürme emrini suya verdi. Rüzgâra emretti. Suyu bulandırdı. Bunun üzerine melekler ihtilâfa düşerek 'Ey rabbimiz! Mahlûkatın hangisini daha kuvvetli yarattın?' diye sordular. Allah Teâlâ 'Ademoğlu bir sadaka verip sağ eliyle verdiği sadakayı sol elinden gizlediği zaman, onun kalbinden daha şiddetli bir mahlûk yaratmadım. Evet! Bu yarattığımın en kuvvetlisidir' dedi.41
Abdullah b. Mübarek senedli olarak şöyle rivayet ediyor. Bir kişi, Muaz b. Cebel'e 'Hz. Peygamber'den dinlediğin bir hadîs-i şerîfî bize nakleder misin?' dedi. Bunun üzerine Muaz (r.a) hüngür hüngür ağladı. Hatta susmayacağını sandım. Sonra sustu, de-vam ederek dedi: Hz. Peygamber bana 'Ey Muaz!' dedi. 'Buyur! Anam babam sana fedâ olsun ya Rasûlullah!' dedim. O zaman şöyle buyurdu:
Söyleyeceğimi ezberlersen sana fayda verir. Eğer unutursan kıyamette Allah katında delilin olmaz. Ey Muaz! Allah Teâlâ, yer ve gökleri yaratmadan önce yedi melek yarattı. Sonra gökleri yarattı. Yedi göğün herbiri için bir melek vazifelendirdi. O meleği orada kapıcı yaptı. O gökleri, büyüklük yönünden oldukça yüceltti. Hafaza melekleri, sabahtan akşama kadar ibâdet ve taatta bulunan kulun amellerini göklere yükseltirler. Dünyamıza en yakın göğe varıncaya kadar, o amelin, güneşin ışığı gibi bir ışığı olur. Oraya varıncaya kadar hafaza melekleri temizler ve çoğaltır. Gök kapıcısı melek, hafaza meleğine 'Bu ameli götürüp sahibi-nin yüzüne vurun! Ben gıybetleri tesbit eden meleğim. Halkın gıybetini yapanın amelinin benden geçip başka bir meleğe varmasına asla müsamaha etmem! Rabbim bana böyle emir buyurmuştur' der.
Sonra hafaza meleği, kulun salih olan bir amelini getirir. (O meleğin yanından geçirir). O ameli ikinci göğe ulaştırıncaya kadar temizler ve çoğaltır. İkinci göğün bekçisi 'Durun! Bu ameli, sahibinin yüzüne vurun! O bu amelle dünya malını kasdetti. Rabbim bana onun amelinin benden geçip başka bir meleğe varmasına müsaade etmememi emretti. Çünkü o, meclislerde insanlara karşı böbürlenirdi' der.
Hafaza melekleri, kulun nûrunu saçan, oruç ve sadakadan mürekkeb olan amellerini yükseltip götürürler. Hem de kendilerini hayrette bıraktığı halde üçüncü göğe kadar götürürler. Burada üçüncü göğün bekçisi olan melek 'Durun ve bu ameli sahibinin yüzüne vurun! Ben kibir ve gurura bakan meleğim! "Rabbim bana şu emri vermiştir: Onun amelinin senden geçip başkasına varmasına fırsat verme! Çünkü o, meclislerde, halka karşı kibir ve azamet taslardı" buyurmuştur'.
Hafaza melekleri, kulun, parlak yıldız gibi parlayan ve ses veren tesbih, namaz, hac ve umreden oluşan amelini dördüncü göğe kadar götürürler. Orada bekçi bulunan melek 'Durun! Bu ameli, sahibinin sırtına ve karnına vurun! Ben ucub'u kaydeden meleğim. Rabbim, bu kişinin amelinin benden geçip başkasına varmasına engel olmamı emretti! Zira o, ibâdet yaptığında, ameline ucub ve kibir sokardı!' der.
Hafaza melekleri, kulun amelini dâmada takdim edilen ge-lin gibi süsleyerek beşinci göğe götürürler. O semanın meleği 'Durun! Bu ameli sahibinin yüzüne vurun! Onun omuzuna yükleyin. Ben hasedi kaydeden meleğim. Bu kimse insanları kıskanırdı. Kim onun yaptığını yaparsa, kim fazla ibâdete sarılırsa, onları kıskanır, aleyhlerinde bulunurdu. Bu bakımdan rabbim bana, onun amelinin beni geçip başkasına gitmesine engel olmamı emretti!' der.
Hafaza melekleri kulun namaz, zekât, hac, umre ve oruç(tan ibaret olan) amelini altıncı göğe götürürler. Oranın bekçisi olan melek 'Onu durdurun, bu ameli sahibinin yüzüne vurun! Çünkü o, Allah'ın kullarından hiçbir kimseye merhamet etmezdi. Belâya uğrayan, zarar gören kimselerin haline acımazdı. Hatta belaya uğramalarına sevinirdi! Ben ise rahmet meleğiyim. Amelinin yanımdan geçmemesini rabbim bana emretti!' der. Hafaza melekleri, kulun namaz, oruç, sadaka, zekât, faydalı çalışma ve takvasını gök gürültüsü gibi bir gürültü ve güneşin ışığı gibi bir ışığı olduğu halde, beraberinde üç bin melekle yedinci semaya götürürler. Oranın bekçisi olan melek, onlara 'Durdurun ve bu ameli sahibinin yüzüne çarpın. Onun âzalarına vurun. Onlarla kalbini kitleyin. Çünkü o, o ameliyle fâkihlerin yanında büyüklük, âlimlerin yanında şöhret ve ülkelere nâm salmak isterdi. Bu bakımdan rabbim onun amelinin benden geçmemesini emretti'der. "Allah için olmayan amel riyadır. Allah (c.c), riyakârların amelini kabul etmez" der'.
Hafaza melekleri kulun namaz, zekât, oruç, hac, umre, güzel ahlâk, sükût ve Allah'ın zikrinden oluşan amelini gök melekleriyle beraber bütün perdeleri geçip Allah'ın huzurunda durdururlar. Hâlisen Allah için yapılan salih ameli hususunda şahidlik ederler.
Allah Teâlâ onlara 'Siz kulumun amelinin koruyucususunuz. Ben ise, onun nefsini murakabe edenim. O, bu ibâdetleriyle beni değil başkasını kasdetti. Bu bakımdan ona lânet olsun' der. Buna karşılık bütün melekler, bir ağızdan, 'Bizim de lânetimiz onun üzerine olsun!' derler. Yedi kat gök ile yedi kat yer ve içindekiler, hep beraber ona lânet ederler.
Muaz 'Ey Allah'ın Rasûlü! Sen Allah'ın Rasûlü, ben ise Muaz'ım!' dedi. Hz. Peygamber buyurdu ki: 'Senin amelinde, her ne kadar eksiklik varsa da bana uy! Ey Muaz! Hamele-i Kur'an'dan olan arkadaşlarının aleyhinde bulunma! Günahlarını onlara değil, kendine yüklet! Onları zemmedip, yermekle nefsini temize çıkarma! Nefsini onlardan yüce görme! Dünya amelini ahiret ameline karıştırma! Meclisinde, halk senin kötü ahlâkından hazer etsin diye gururlanma! Yanında bir kimse varsa, başkasıyla gizlice fiskos yapma. Halka karşı büyüklük taslama ki senden dünya hayrı kesilmesin. Halkın hayâ perdesini yırtma ki kıyamet gününde ateş köpekleri seni yırtmasınlar! Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
Hemen çekip alanlara...( Nâziât/2)
"Ey Muaz! Bunların kim olduğunu bilir misin?" Ben 'Onlar kimlerdir, annem babam sana fedâ olsun ya Rasûlullah?' dedim. Hz. Peygamber şöyle buyurdu:
Ey Muaz! Allah kime kolaylaştırırsa onun için kolaydır.
Râvî der ki: 'Bu hadîstekilerin korkusundan Muaz'dan daha fazla Kur'an okuyan görmedim'.
Ashab'ın ve Alimlerin Sözleri
Hz. Ömer, boynunu büken bir kişiyi gördü ve şöyle dedi: 'Ey kişi! Boynunu düzelt! Korku, boyunda değil, kalplerdedir!'
Ebu Umame el-Bahilî, camide, secde halinde ağlayan bir zat gördü ve şöyle dedi: 'Eğer bu durum evinde olsaydı sen sen olurdun!'
Hz. Ali şöyle demiştir: 'Riyakârın üç alâmeti vardır. 1. Yalnız olduğunda tembelleşir, 2. Halk arasında olduğunda pek faal olur, 3. Övüldüğünde fazla ibâdet eder. Kötülendiği zaman ibâdeti azaltır!'
Bir zat, Ubâde b. Sâmit'e 'Ben Allah yolunda, hem Allah'ın rızasını irade ederek, hem de halkın övgüsünü kasdederek, kılıcımla muharebe ederim' dedi. Ubade 'Senin için hiçbir sevap yoktur!' dedi. Kişi bunu üç defa tekrarladı. Her defasında, Ubade 'Sana bir sevap yoktur' dedi. Sonra üçüncüde "Allah 'Ben şirk hu-susunda müstağnilerin en müstağnisiyim' buyurmuştur" dedi.
Biri Said b. Müseyyeb'e 'Bazılarımız iyilik yapar, övülmeyi ister!' dedi. Said 'Senden nefret edilmesini ister misin?' dedi. Kişi 'hayır!' dedi. Said 'O halde Allah için bir ibâdet yaptığın zaman onu riyadan arındırmaya çalış!' dedi.
Dahhak şöyle demiştir: "Sakın hiç biriniz, 'Bu Allah'ın, bu da senin içindir' 'Bu Allah için bu da sılayı rahim içindir' demesin! Çünkü Allah Teâlâ'nın şeriki yoktur".
Hz. Ömer, kamçı ile bir kişiyi dövdü. Sonra ona 'Benden kısas al!' dedi. Adam 'Hayır! Senden kısas almam! Onu Allah ve senin için bırakıyorum ve kısas almaktan vazgeçiyorum' dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer kendisine 'Sen bana birşey yapmadın. Ya beni bağışla, ben de senin iyiliğini bilip takdir edeyim veya sadece Allah için bırak' dedi. Kişi 'O halde, sadece Allah için bırakıp terkettim' dedi. Hz. Ömer "O zaman ne güzel!' dedi.
Hasan Basrî şöyle demiştir: 'Bir kavimle (ashabı kastediyor) arkadaşlık yaptım. Onlardan birine hikmet arzolunurdu. Eğer o hikmetle konuşsaydı muhakkak hem kendisine, hem de ar-kadaşlarına fayda verirdi. Fakat şöhret korkusu onu konuşmaktan menederdi. Onlardan biri geçerken yolda eziyet verici birşey gördüğünde şöhret korkusundan onu yoldan süpürmezdi'.
Riyakâr, kıyamet'te dört isimle çağrılır:
1. Ey riyakâr! 2. Ey hilebaz! 3. Ey zarar eden! 4. Ey facir (yalancı)! Git! Kime çalıştınsa ecrini ondan al! Bizim katımızda sana ecir yoktur' denir.42
Fudayl b. Iyaz şöyle demiştir: 'Öncekiler, yaptıkları ile, şimdikiler ise yapmadıklarıyla riyakârlıkta bulunuyorlar'.
İkrime şöyle demiştir: 'Allah Teâlâ, kuluna, amelinden ötürü vermediğini niyetinden ötürü verir. Çünkü niyette riyâ yoktur'.
Hasan Basrî şöyle demiştir: 'Riyakâr, Allah'ın kaderini mağlup etmek ister. Kötü bir kimse olduğu halde, halkın, kendisi için 'iyi bir kimsedir' demesini ister. Acaba halk nasıl böyle diyecektir? Oysa rabbinin katında düşüklerin içine girmiş bulunuyor. Bu bakımdan mü'minlerin onu tanımaları gerekir'.
Katade şöyle demiştir: "Kul riyakârlık yaptığında Allah Teâlâ, meleklerine 'Bakın! Kulum benimle istihza ediyor!' der".
Mâlik b. Dinar şöyle demiştir: 'Kurralar (Kur'an okuyucu-ları/hafızlar) üç sınıftır:
Fudayl b. Iyaz 'Bir riyakâra bakmak isteyen varsa, bana baksın!' demiştir.
Muhammed b. Mübarek es-Sûrî43 şöyle dedi: İbâdet kisveni gece takın! Çünkü o, senin gündüz takındığın kisvenden daha şereflidir; zira gündüzün kisvesi mahlûklar için, gecenin kisvesi ise Allah Teâlâ içindir'.
Ebu Süleyman şöyle demiştir: 'Ameli korumak, amel yapmaktan daha zordur'.
İbn Mübarek şöyle demiştir: 'Kişi Horasan'da olduğu halde Kâbe'yi ziyaret eder!' Denildi ki: 'Bu nasıl olur?' Cevap olarak dedi ki: 'Mekke-i Mükerreme'de mücavir olduğunun bilinmesini ister'.
___________________
27)Müslim
28)Buhârî, Müslim
29)İbn Mübârek
30)İmam Ahmed, Beyhakî
31)Tirmizî
32)İmam Mâlik
33)Irâkî bu şekilde vârid olmadığını söylemektedir.
34)Taberânî
35)Daha önce geçmişti.
36)Müslim, Buhârî
37)Beyhâkî
38)İbn Ebî Dünya
İbrahim b. Edhem şöyle demiştir: 'Şöhret meraklısı hiçbir zaman Allah'ı doğrulamaz!'
39) Adı Şeddad b. Evs b. Sabit b. Münzir el-Hazrecî'dir. Hz. Peygamber'in şâiri Hassan b.. Sabit'in yeğenidir. Künyesi Ebu Yâ'lâ olan bu zat, ashab-dandır. Şam'da vefat etmiştir.
40)İbn Mâce
41)Tirmizî
42)İbn Ebî Dünya, (zayıf bir senedle)

islam