Yeni

Şefkatin Fazileti


Şefkatin Fazileti

Rıfk (şefkat) göstermek güzeldir. Bunun zıddı şiddet ve ihtirastır. Şiddet ve hiddet, öfke ve katılığın neticesidir. Şefkat ve yumuşaklık ise, selâmetle olmanın ve güzel ahlâkın neticesidir. Bazen de hiddetin sebebi öfkedir.
Bazı kere de sebebi insan kalbini kapsayan amansız harisliktir. Öyle ki insanı düşünmekten uzaklaştırır ve doğru karar vermekten meneder. Bu bakımdan işlerde şefkat göstermek bir meyvedir. Bu meyveyi de ancak güzel ahlâk ağacı verir. Ahlâk da ancak öfke ve şehvet kuvvetlerini zaptetmek ve normal sınırda durdurmak suretiyle güzelleşir. Bunun için de Hz. Peygamber (s.a) şefkati överek ve şefkat hakkında cömertçe medh u senâda bulunarak şöyle buyurmuştur:
Ey Âişe! Kim şefkat ve merhametten nasibdâr olmuşsa, ona dünya ve ahiret hayrından nasibi verilmiştir. Kim şefkatteki nasibinden mahrum kalmışsa, o kimse dünya ve ahiret hayrından olan nasibinden de mahrum kalmıştır.81
Allah bir ailenin fertlerini sevdiği zaman onların aralarına şefkat ve merhameti sokar.82
Allah Teâlâ, şefkatten dolayı öyle ihsanda bulunur ki şiddetli ve yoğun çalışmaktan dolayı bile kimseye öyle bir ihsanda bulunmaz. Allah bir kulunu sevdiği zaman, ona şefkat ihsan eder. Hiçbir aile fertleri yoktur ki şefkatten mahrum olsunlar da Allah'ın sevgisinden mahrum olmasınlar!83
Hz. Âişe Hz. Peygamber'in (s.a) şöyle söylediğini rivayet eder:
Allah Teâlâ, şefkat ve merhamet sahibidir. Şefkati sever. Şiddetinden dolayı vermediğini şefkatinden dolayı verir.84
Ey Âişe! Şefkat et! Allah Teâlâ, bir ailenin fertlerine iyilik murad ettiği zaman, onları şefkat kapısına muttali kılar.85
Şefkatten mahrum olan bir kimse, bütün hayırdan mahrum olur.86
Hangi idareci, idarecilik makamına getirildiğinde şefkat gösterir ve yumuşak davranırsa kıyamet gününde Allah Teâlâ'da ona karşı şefkat gösterir.87
Acaba bilir misiniz kıyamet gününde ateşe kimin haram olduğunu? Kolaylaştıran, yumuşak davranan, rahat ettiren ve cana yakın herkes kıyamet gününde ateşe haram olur.88
Şefkat, berekettir. Şiddetli ve yoğun çalışmak ise (eğer Allah için olmazsa) (oburluk) ve bereketsizliktir.89
Teenni Allah'tandır. Acele ise şeytandandır.90
Rivayet ediliyor ki, bir kişi Hz. Peygamber'e gelerek 'Muhakkak ki Allah Teâlâ bütün insanlar için sende bir hayır ihsan etmiştir. Bu bakımdan ben de senden bir iyilik istiyorum' dedi. Hz. Peygamber iki veya üç defa elhamdülillâh dedikten sonra kişiye yönelerek iki veya üç defa 'Sen tavsiye mi istiyorsun?' diye sordu. Kişi 'Evet! Bana tavsiyede bulunmanı istiyorum' dedi. Hz. Peygamber de bunun üzerine şöyle buyurdu:
Bir işi yapmak istediğin zaman onun neticesini düşün! Eğer doğruluk ise devam et. Eğer değilse ondan sakın!91
Hz. Aişe'den şöyle rivayet ediliyor: Bir seferde Hz. Peygamber ile beraber serkeş bir devenin sırtında bulunuyorduk. Deve beni sağa sola götürüyordu. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a) şöyle dedi:
Ey Aişe! Deveye şefkat göster. Çünkü şefkat, herhangi bir işe girdi mi onu süslendirir ve herhangi bir işten şefkat ve merhamet çıktı mı mutlaka onu çirkinleştirir.92
Ashâb'ın ve Âlimlerin Sözleri
Hz. Ömer'in kulağına, halkın valilerinden şikayet etikleri haberi geldi. Valilerin huzuruna gelmesini emretti. Valiler huzura geldikleri zaman kalkıp Allah'a hamd ve senâ ederek şöyle dedi:
Ey insanlar! Muhakkak biz idarecilerin sizin üzerindeki iki hakkımız vardır. Gıyabımızda nasihat yapmanız ve hayır hususunda yardımcı olmanızdır. Ey çobanlar! (idareci ve valiler!) Muhakkak ki halkın sizin üzerinde hakları vardır. Biliniz ki Allah nezdinde bir imamın (idarecinin) Miminden ve şefkatinden daha sevimli ve daha aziz birşey yoktur ve yine Allah nezdinde bir idarecinin cehaletinden ve ah-maklığından daha çirkin ve daha nefret edilen birşey yoktur.
Vehb b. Münebbih 'Şefkat, hilmin ikiz kardeşidir' demiştir.
İlim mü'minin dostu, hilim onun veziri, akıl onun delili, amel onun sevkedicisi, şefkat onun pederi, yumuşaklık kardeşi, sabır ise onun ordusunun emîridir.93
Seleften biri şöyle demiştir: 'İman ilimle süslenirse ne güzeldir. İlim amelle süslenirse, amel de şefkatle süslenirse ne güzeldir. Hilmin ilme izafe edilmesi gibi hiçbir şey diğer birşeye izafe edilmiş değildir'.
Amr b. el-As, oğlu Abdullah'a şöyle sordu:
-Rıfk nedir?
-Sabırlı olman ve dolayısıyla idarecileri yumuşatmandır.
-Ahmaklık nedir?
- İmamına (idarecine) karşı düşmanlık gütmen, sana zarar vermeye kudretli olana karşı koymandır.
Süfyan es-Sevrî arkadaşlarına şöyle sordu: 'Rıfkın ne olduğunu biliyor musunuz?'
Arkadaşları cevap olarak "Ey Ebu Muhammed! Sen bize ne olduğunu söyle!' dediler. Süfyan şöyle dedi: 'Herşeyi gerekli yerlerine koymandır. (Mesela) şiddeti yerinde, yumuşaklığı da yerinde, kılıcı yerinde, sopayı da yerinde kullanmandır'. Bu söz, katılığı yumuşaklıkla, şiddeti şefkatle karıştırmanın gerekliliğine işarettir.
Nitekim şöyle denilmiştir:
Kılıç yerine cömertliği koymak, büyüklüğe zarar verir. Cömertlik yerine kılıcı koymanın zarar verdiği gibi..
Bu bakımdan şiddet ile yumuşaklık arasındaki normal ahlâk övülmüştür. Nitekim diğer huylarda da durum böyledir. Fakat tabiatlar şiddet ve hiddete daha meyilli olduklarından dolayı onları şefkat tarafına teşvik etmek gerekir ve bunun içindir ki ilâhî nizam, şiddet tarafını değil de şefkat ve merhamet tarafını övmüştür; her ne kadar şiddet de yerinde kullanıldığında yerinde kullanılan şefkat gibi güzel ise de... Farz olan şiddetin yerine getirilmesi söz konusu olduğunda ise, hak ile birbirine uygun düştüğünden bal ile kaymaktan daha lezzetli olur.
Rivayet ediliyor ki Amr b. As, Muaviye'ye yazarak, teenni ile hareket ettiğinden ötürü Muvaviye'yi kınadı. Bunun üzerine Muaviye kendisine teenni hakkında şu mektubu yazdı:
Hamd, salât ve selâmdan sonra; hayırda anlayışlılık, istikametin fazlalığıdır. Doğru bir kimse o kimsedir ki aceleci davranmaz. Mahrum o kimsedir ki teenniden mahrumdur. Teenniyle hareket eden bir kimse musibdir veya musib olmaya yaklaşmıştır. Muhakkak ki aceleci yanlış yapar veya yanlış yapmaya yaklaşmıştır. Şefkatin kendisine fayda vermediği kimseye, şiddet zarar verir. Deneme ve tecrübelerin fayda vermediği bir kimse yüksek makamlara yükselemez.
Ebu Avn el-Ensarî şöyle demiştir: 'Halk ağır bir söz söylediği zaman, eğer ona yumuşak bir söz eklerse muhakkak o yumuşak söz, ağır sözün kefareti olur'.
Ebu Haraza el-Kûfî şöyle demiştir: 'Hizmetçilerden ancak zarurî olanları edinin; zira her insanla beraber bir şeytan vardır'.
Bil ki insanlar şiddetle sana hiçbir şey vermezler. Mutlaka şiddetle verdiklerinden daha üstününü yumuşaklıkla verirler,
Hasan Basrî şöyle demiştir: 'Müslüman bir kimse çok duraklar, teenni ile hareket eder, o geceleyin odun toplayan kimse gibi değildir'.
İşte bu sözler ilim ehlinin şefkati övmeleridir. Onların şefkati övmeleri, güzel olduğundan, her zaman fayda verdiğinden ötürü-dür. Şiddete bazen ihtiyaç doğar. Fakat bu pek nadirdir. Kâmil o kimsedir ki şefkat yerlerini şiddet yerlerinden ayırır ve her işe hakkını verir. Eğer basireti az ise veya herhangi bir hâdisenin hükmü kendisine şüpheli görünürse mutlaka şefkate meyletsin; zira çok zaman kurtuluş şefkatledir.
___________________________
81)İmam Ahmed, Ukaylî
82)İmam Ahmed, Beyhâkî
83)Taberânî
84)Müslim
85)İmam Ahmed
86)Müslim
87)Müslim
88)Tirmizî
89)Taberânî, Beyhâkî
90)Ebu Yâ'lâ
91)İbn Mübârek
92)Müslim
93)Ebu Şeyh

islam