Yeni

TİMUR'LA AV

TİMUR'LA AV

Timur Hoca'yı ava davet etmişti. Fakat herkese en iyi atlar verildiği halde Hoca Merhuma ihtiyar ve bakımsız bir at verilmişti. Dağda avlanırlarken yağmur tuttu. Avdakiler ıslanmamak için atlarını kamçılayıp ıslanmaktan kurtuldular. Hoca Merhumun bindiği at ise bir türlü yürümek bilmiyordu. O yapayalnız kaldı. Timur Hoca'yı bu sefer yanılttık diye düşünüyordu. Hoca ise yağmur yağmaya başlayınca sırtından elbiselerini çıkarmış çırılçıplak olmuş ve elbiseleri ıslanmasın diye altına aldıktan sonra yavaş yavaş yoluna devam etmişti.
Bir müddet sonra Hoca ava gittiği elbise sırtında olduğu halde ıslanmamış vaziyette çıkageldi. Herkes şaşırmıştı. Timur:
— Hocaefendi biz ıslandığımız halde sen nasıl oldu da ıslanmaktan kurtuldun, diye sordu. Hoca Merhum:
— Sultanım sağalım, bana öyle yavuz bir at vermişsiniz ki, herkesten evvel eve yetiştim ıslanmaktan böylece kurtuldum, dedi. Timur buna inanmıştı. O ata iyi bakmalarını emretti ve bir hafta ata baktılar. Bir hafta sonra Timur tekrar ava çıkacağı zaman bu sefer o ata kendisi binmişti. Allah'ın hikmeti bu ya, avda gene yağmur başladı. Herkes atlarını dehleyip menzillerine ıslanmadan vardılar. Fakat bu sefer Timur'un atı yürümüyordu. Gece geç vakit sırılsıklam olarak saraya gelebilen Timur, Hocaya fena halde kızmıştı.
— Hoca bu yaptığın ayıp değil mi? Bak ne hale geldim, bir de bana atın hızlı gittiğinden bahsetmiştin, diye çıkışınca Hoca Merhum:
— Sultanım bana ne darılıyorsun. Senin hiç mi aklın izahın yok? Eğer sen de benim gibi elbiseni çıkarıp ıslanmaktan korusaydın, benim gibi sen de kup - kuru gelirdin, dedi.
* * *

islam