Yeni

Dâvetü’ş-Şümûs Fî İstihdâmi’r-Ruus

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla…
Hamd ve sena ,sorumlu bulunmaktan ,sınırlı kalmaktan,herhangi bir şeye benzemekten,görevini eksik veya kusurlu yapmaktan münezzeh ve uzak olan Allah’a Mahsustur.

İşlerini maksatlı yürütmekten,yarattıklarına kin gütmekten,hükümlerini eza vermek için uygulamaktan O’nun şanı yüce ve uzaktır.

O Mukaddes ve muazzam olan Allah’ın,İlahî hükümlerini yürütmekte bir benzeri ve benzetileni bulunmamaktadır.

O’nun Kelamı (Sözü) “bazı cahillerin sandığı gibi”harfli ve sesli ifadeler olmaktan yüce ,mübarek ve daha açıktır.

O’nun zarurî varlığının evveli ve sonu yoktur.O,yarattıklarından hiçbir varlığa benzemez nasıl ki,sanatkar yaptığı sanatına benzemez ise bu da böyledir ve hiç bir şeye dayanmaz.O,hayallerde olanları,kalplerde dolaşanları,vehim ve kuruntuları bile duyacak kadar işitme özelliğine sahiptir!

O Öyle bir görme özelliğine sahiptir ki,kara karıncanın karanlık gecede yürümesini,incecik bacaklarındaki kemiğin içerisinde bulunan ilikleri bile görür.

Fiil olarak yapılan şeylerin gizlisini de,açıkta olanını da sürekli olarak en ince teferruatına kadar bilmektedir.

O, “Selam”dır(Selamete Erdirendir). “Mü’min’”dir(Emniyete Kavuşturandır).”Müheymin”dir(Gözetip Koruyandır).

O,Mülkün kainatta her var olan her şeyin sahibidir ve her şeyi en iyi bilendir.

O,”Hâlık”’tır.(Tek Yaratıcıdır).”Bârî”’dir.(Yoktan Var Edendir), şekil verendir.En Güzel İsimler O’nundur.
O “Evvel”’dir,Başlangıcı yoktur.”Âhir”’dir ,Sonsuzdur ve Âhirliğinde kesiklik ve kopukluk yoktur.

Kıyamet Gününde,İnsanlar arasında adaletle ve insafla hükmünü yürüten,çürümüş bedenleri,eriyen kemikleri yeniden hayata geçirecek olan “HÂYY” O’dur.

Birbirlerine dargın ve kırgın olanları tekrar sevindiren,sevenleri de dargın eden,sevgiyi ve muhabbeti kalplere yerleştiren O’dur.

Bütün Cihani Gayb Hazinesinden meydana getirdiği bitmez tükenmez nimetleriyle dolduran,milletlerin ve devletlerin arasında daha iyi geçinmeleri ve hakça davranmaları için merhamet ve sevgi feyzini yerleştiren O’ndan başkası değildir.

O,gitmek isteyenlere doğru yolu her zaman açık tutmaktadır.
İnsanı ,topraktan hasıl olan sudan yaratmış,yaratılışına özen göstermiştir.Yarattıklarından bir kısmını kendini kullukta bulunmaya yöneltmiş,bir kısmı da O’nun yerine kendi yaptıkları Putlara,heykellere ve benzeri şeylere tapmışlardır.

Bütün İnsanlara,kendisinin lütuf ve keremini müjdeleyen,azabı ile de korkutan peygamberler göndermiş,insanlardan bir kısmı onların arkalarından gidip doğru yolu bulmuşlar,bir kısmı da onlara inanmayıp sapıtmışlar ve de helâk olmuşlardır.

Hz.Muhammed Salallâhü Aleyhi Ve Sellem, Son Peygamber olarak gönderilmişse de ruhu ilk önce yaratılıp,Adı İlk önce anılmış,hikmetinden dolayı gelişi sona bırakılmıştır.”O”,Bütün Peygamberlerinde Peygamberidir.


Allah’ın rahmeti ,selamı sonsuza kadar onun ehl-i beytinin ve sahabelerinin ve ona uyanlarının üzerlerine olsun.

Nice Duaların sırlarına ve tasarruflarına aşina olanlar olmuştur.Gördüğümüz bu dualardan bazılarının istenen sonuca götürmediğine,ve bazılarının da uygulamada bir takım zorlukları bulunduğunu,bundan dolayı kişilerin duaları uygulamaktan vazgeçtiklerini,halbuki çoğu kimselerin daha başlangıçta kusurlu olduklarını ve niyetlerini bozduklarının ve sonuçtan mahrum kaldıklarının farkında değiller ki, bunu özellikle bizler anladık.
Amellerin niyetlere göre olduğunu ve buna göre sonuçlandığını kesin olarak bilmekteyiz ama çoğu kişilerin sadece bunu hafif bir düşünce ile dile getirmesi değildir bu inanç niyet bu hususta çok önemli nitelik taşımaktadır.Nitekim Allah Resulü (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde,sonuçların niyetlere göre değiştiğini ve şekillendiğini ,niyetin ve duanın tasarrufuna inanmak gerektiğini şöyle buyurmaktadır;
“…Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan ancak O’dur…”

Çoğu kimselerin şöyle dediklerini ve bazı yerlere yazı ile ifade ettiklerini işittim ve okudum:

“….. Dua’yı ,……..tasarrufu defalarca okuyup uyguladığım halde beklediğim sonucu bir türlü elde edemedim.”

Böyle söyleyenlerin duayı okumakta ve tasarrufu uygulamakta hata ettiklerini anladık.Bunun üzerine istediklerine cevap verecek ve kolayca anlaşılıp sonuçta elde edilecek önemli bir tasarrufu bu site de hazırlayarak sunmaya karar verdik.

Herkesin kolayca anlayıp uygulayabilmesi ve istediği sonucu elde edebilmesi için dua ve tasarrufu hakkında geniş açıklamalarda bulunmaya çalışacağız.

Gerekli Duaları ve Bilgileri vermeden önce ,ilimde ehliyeti bulunan kimselerle uzun uzun görüşmeler yaptık.Elde edemediğimiz sağlam bilgilerimiz olmadığı gibi elde ettiğimiz sağlam bilgilerde elde ettik.

Bu İlmi Ehlinden Öğrenmek İsteyenler her şeyden önce Allah’tan çok korkmalı ,öğrendiklerini hiçbir şekilde insanların zararına kullanmamalıdır.Kim Bizim talebimiz aksine hareket ederse o kimseleri şimdiden Allah’a Havale ettiğimizi bilmelidirler.Çünkü Yüce Allah her hususta kuluna yeterlidir.

Kim Bu Sırrı Elde Eder ve Bildiğini kötüye kullanırsa veya gerektiği şekilde öğrenmeden uygulamaya geçerse çok büyük vebal altında kalmış olur.Kötü Niyetli kişilere bu ilmin öğretilmesi de büyük zararlara sebep olur ve bu tür kişilere bu ilmin öğretilmemesi gerekir.”Domuzun Boğazına inci Takılmaz!”
Bu Sitede prensip olarak davetler (dualar) Kur’an Ayetlerinden alınmış,dualarda ruhanîlerin isimleri ve yüzük buna göre seçilmiştir.O Ruhanîler vuslata ve kabule ehil kimselerdir.Onlardan Bazısına Vekil kılınmıştır.Onların tasarrufu kendilerinden başka yeryüzü ruhanîleri için geçerlidir.O Ruhanîlerden her birisinin birbirleri üzerinde derece farklılıkları vardır.Verilen sayılarda davet okunduğunda o ruhanîlerden bazısı bazısını etkiler.Bu Etkileme sürekli olarak birinden diğerine geçerek devam eder. Yeryüzü ruhanîsinden en üst kademedeki ruhanîye kadar.Sonunda Şu Dört tane olan Yeryüzü Ruhanîsine ulaşır.Bunlar dünyanın ve dünyadakilerin tamamını temsil ederler.

Bu Ruhanîler Şunlardır;
1.Taykel,
2.Kasvere,
3.Kemtam,
4.Marez,

Bir Kaynakta Der ki ; Ebü’l-Hasen ,bu Ruhanîleri hizmetinde bulundurmaktadır.Yoğun çalışmaları ve her ilim dalında okyanuslaşarak eriştiği velilik derecesi sonunda Yüce Allah(c.c) Ona Bu tasarruf yetkisini sunmuş, o da bu ruhanîlerle birlikte bütün ifritleri kendi tasarrufu altına almış,bütün şeytanlara her yerde boyun Eğdirmiştir.

Yukarıda yazmış olduğumuz dört ruhanî reisin tasarruf alanları bütün dünyayı kapsamaktadır.Yapılan tasarrufların tamamı bu ruhanîlere ulaşır ve bunlar tarafından semavî ruhanîlere ulaştırılır.
Onlar da derece derece bir üst ruhanîlere ulaştırırlar.Sonunda kabul kapısında amaca ulaşılır,istekler kabul görür,dilekler yerine getirilir.

Göklerde bulunan her meleğin,yerde bulunan her ruhanîlerden bir hizmetçisi yani emrinde olup tasarruf işlerine bakan yardımcısı vardır.O Hizmetçiler ,emrinde bulunduğu meleğin tasarruf işlerini yürütürler.Bu Hizmet ,Dünya Göğü Olan Birinci Kat Gök Meleği ve Hizmetinde Bulunan Ruhanî İle Başlayıp İkinci,Üçüncü,Dördüncü….Yedinci Kata kadar devam eder.Mesela Dördüncü Kat Gökte Bulunan Yetkili Meleğin Tasarruf işlerini “MEYTATARÛN” Adındaki Ruhanî yürütür.

Beşinci Kat Gökte Bulunan Meleğin Hizmetinde Bulunan Ruhanînin Adı “MEHYÂÎL”dir.”MEYTATARÛN”,tasarrufu kendisinden bir üst makamda bulunan “MEHYÂÎL”’e Ulaştırır.

Beşinci Kattaki Ruhanî Altıncı Kattakine,Altıncı Kattaki de Yedinci Kattaki Meleğin Emrinde Bulunan Ruhanîye Ulaştırmakla Görevlidir.

Yedinci Kat Gökte Bulunan Meleğin Üzerinde “Sidretü’l-Müntehâ” Bulunur.Orada Bulunan Görevli Melek Cebrail Aleyhisselam’dır.Onun Üzerinde ise Arş’ın Altında Görevli Bulunan ve Onların Emrinde Bulunan Ruhanîlerin makamları Bilinen Makamlardır.

Cebrail Aleyhisselam, İsra Yani Mirac Gecesinde,Yedinci Kat Gökten Sonra Birlikte Eriştikleri Sidretü’l-Müntehâ’da Şöyle Demiştir;

“Ey Can Dostum Muhammed! Benimle Birlikte Yolculuğumuz Buraya Kadardır.Benim Bu Makamdan Öteye Geçme Hakkım ve Yetkim Yoktur. Bu Andan İtibaren Rabbinle Baş başa Bulunuyorsun.Artık Dostun Dostunu terk etme zamanıdır.Buradan Bir Adım Daha İleri Geçecek Olursam Muhakkak Arş’ın Nuru ile Yanarım.Bundan Ötesi Rabbinle Senin Arandaki Meseledir.”

Sidretü’l-Müntehâ’nın Üstünde bulunan makam,Allah Resulü’nün Gelişine Açılmış Yüce Makamdır ve Ancak Ona Mahsustur.Bu Yüce makam için Tayin ve Tahsis Edilmiş Büyük Ruhanîler Bulunmaktadır.Bu Yüce Makamın Üzerinde Kur’an Hakikatleri yer Alır.

Bu Hakikatlerin cazibesi altında bulunan büyük-küçük ne varsa hepsi hareket halindedir.O Hakikatlerin zerresi bir dağ üzerine konsa dağ parça parça olur,dağılır,toz duman haline gelir.

O Hakikat herhangi bir zalimin üzerine dua olarak okunacak Olursa,Yüce Allah O Zalimi Anında Helak Eder.O Yüce Kur’an Hakikatleri Duaların en Muazzamı ve En Çabuk Kabul Görenidir.

Bir Kaynakta Okumuştum Yazarı Diyordu ki,Tabii Bu Görüşü Benimseyip Kullandığım İçinde Onaylayarak Yazıyorum.

“Ben Hayatta her istediğimi elde ettim ve her arzuma kavuştum.Beni her istediğime Kavuşturan Dua ve Tasarrufları Allah’ın İzniyle Açıklayacağım.”
Ben Dualarımda,Esma’ül-Hüsna’yı Yüce Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de geçen güzel isimlerini temel olarak alırım. Bütün Ruhanîleri dua sırasında Esma’ül-Hüsna’dan seçilen isimlerle yad ederim. Bu İsimlere “İdrîsiyye İsimleri”adı verilir.Yüce Allah Cümlemizi Bu İsimlerin Sırlarından Yararlandırsın.

Elimizden Geldiğince Paylaşılan Sırları İnşâAllah Bir Bir Açıklayacağız.Sır Derken de İlmi İncelikleri Kastedmekteyiz.
Bizler Bu İşe Önce Temelden Başlamak İstiyoruz.Çünkü bir şeyin temeli olmazsa üzerine bina kurulmaz.

Duaya Başlamadan Önce Yapılacak Şeyler Çok Önemlidir.Önce Onları Çok İyi Bilmek Gerekmektedir.
Kur’an-ı Kerim Ayetlerinin Faziletlerini,tasarruf alanlarını,ayetler arasında bulunan ilişkilerini,okunuş tarzını,okuyana ne kazandıracağını,Yüce Allah’ın Kuluna Bu Yoldan neler ikramda bulunmak istediğini iyice bilmek gerekir.
Bundan sonra da tasarrufta esas olan duanın faziletleri,hangi yararları elde etmek için yapıldığı iyice bilinmelidir ki,bu hususta bilinmeyen bir şey kalmamış olsun.

Bütün Bunları Bilmek ve tanımak,her türlü güç ve kuvvet kendisinde bulunan ve kendisine mahsus olan Yüce Allah’ın yardımıyla Elde Edilir.

Yüce Allah’ın Bir Zat’a Sırrını Bildirdiği Bir Salavat’ı Şerife Vardır.Adına “Salât-ı Mec’ûle “denilir.Bu Salavat Her türlü olmazı olur hale getirmek ve çözülmez düğümü çözmek için okunulur.
Bu Salavatı Sabah Namazından önce veya yatsı namazından sonra,yahut da uykudan uyanır uyanmaz okuyan kimsenin Yüce Allah her türlü sıkıntısını giderir ve yine her türlü dünya işlerinde kolaylık ihsan eder.Yine Ahiret İçinde de kazandırdığı sevap sebebiyle yarar sağlar.

Bu salavatta anılan zamanlarda devam eden kimsenin Yüce Allah Rızkına bereket ve bolluk ihsan eder.Her türlü zorlukları kolayce elde eder.Kimsenin elde edemeyeceği servet ve dereceleri ele geçirir.

Bütün Bu İkramlar,Anılan vakitlerde aşağıdaki Salavatı (51) Defa Okuyacak kimse içindir.
Salavatı Şerif Şudur;
“Allâhümme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin Salâten Tehullü Bihâ Ukdetî Ve Tüferricü Bihâ Kürbetî Ve Takdıy Bihâ Hâcetî Ve Alâ Âlihî Ve Sahbihî Ve Sellim.*”

Bir Kimse Sabah Namazından önce veya Yatsı namazından sonra yahut da uykusundan uyanır uyanmaz yukarıdaki Salavat-ı Şerifeyi (51) Defa Okuyup Arkasından Allah rızası için iki Rekat Namaz Kılsa Ve Kılınan Namazın Birinci Rekatında Fatiha İle Elem neşrah leke’yi ,İkinci Rekatta da Fatiha İle Birlikte “Kul yâ Eyyühel Kâfirûn” Ve “İzâ Câe Nasrullâh” Surelerini okusa Yüce Allah O Kimsenin Kıldığı Bu Namazın Her Rekatı İçin Yüz Şehit Sevabı verir.

Bunun Faziletleri Saymakla Bitecek Değildir.O Yüzden Kısaca Bu Şekilde Anlatıp Bu Yazımızı Burada Sonlandırmaya Karar Verdim.
islam