Yeni

Cübbeli Ahmet Hoca 3. Mektup


15 şubat 2012

اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ

Değerli cemaatimiz! Geçen haftaki mektubumu geçiştirmeyip sizlere güzelce şerh eden Mustafa Hoca Efendi’ye çok teşekkür ederim. Konuları maddeleyerek beyan etmem sizin, mevzuları birbirinden ayırmanız ve geriyle ilerinin arasındaki farkı daha kolay tespit edebilmeniz içindir.
1) En başta Üstadımız, Şeyhimiz, Müceddidimiz, Ğavsımız ve her şeyimiz olan Mahmud Efendi Hazretlerimiz’in: “Ahmed daha çıkmadı mı?! Bir insan bu kadar tutulur mu?! Yâ Rabbi! Ahmed oradan bir an önce çıksın” sözlerinden anladığıma göre yüce tasarruf sahibi Şeyhimiz düğmeye bastı, bu işler mânevîdir. İnşâallâh halâsımız yaklaşmıştır.
Ayrıca ziyaretime gelen tefsir ekibinden arkadaşlara “Bir seher vakti el-Hâkka Sûresi’ndeki âyet-i kerîmeyi okuyarak uyandım, bunun tabirine bakın” dedim. Sonra bana ulaşan tabirlere göre: “Bu rüyayı gören kişi vasıtasıyla hak ve hakikat meydana çıkacak ve bu kişi kırk gün geçmeden hayra kavuşacak” diye bildirildi. Arapça metnini de yazdılar gönderdiler. Bu rüyayı göreli de 10 gün kadar oldu. Bunlar kesin hüküm ifade etmemekle beraber müjde kabilinden sayılabilir.
Ayrıca bana yüzlerce mektup ulaşıyor, bunların hepsini okuyorum, tabi radyoya ve internet sitelerimize binlerce meil geliyor. Bunların çoğunda müjdeci rüyalar yazılıyor. Ama ben size iki rüyayı aktarayım. Rüya deyip geçmeyin, çünkü Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in beyanı vechile:

«لَمْ يَبْقَ مِنَ الْمُبَشِّرَاتِ إِلَّا الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ.»

“(Vahiy kesildikten sonra) müjdecilerden ancak sâlih rüya kaldı.” Onun için şeriata uyan rüyalar mûteberdir.
Birincisi Medîne ulemâsından Muhyiddin Avvâme Hoca’nın rüyasıdır. Kendisini ziyarete giden Muhammed Keskin Hoca’ya anlattığına göre bu fakiri 25 yaşlarımdaki halimle Medîne’de görmüş ve ben ona: “Ben her gece Medîne’de kalıyorum” demişim.
İkincisi de Dr. Münür Hüdaverdi beyefendinin Kıbrıs’tan gönderdiği mektupta bildirdiği rüyadır ki kendisi üç gece bu fakiri Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)ve Cebrail (Aleyhisselâm)ile birlikte görmüş.
- Not: Geçen dergide de zikrettiğim annemin zuhûratında da Cebrail (Aleyhisselâm)ile beraberliğimiz görülmüştü. Herhalde benim Ehl-i Sünnet dışı fırkalara yaptığım reddiyeler nedeniyledir. Çünkü Hassân ibni Sâbit (Radıyallâhu Anh) müşrikleri şiirleriyle hicvederken Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem):

«اُهْجُهُمْ وَرُوحُ الْقُدْسِ مَعَكَ.»

“Ey Hassân! Onları hicvet, Cibril seninle beraber olsun” buyururdu. Cibril (Aleyhisselâm)kuvveti temsil etmektedir. İnşâallâh bu zuhuratlara göre hakkı müdafaa hususunda kuvvetimiz artacaktır. -
Tabi buna benzer birçok müjdeler mevcut. Rabbim bizleri bu müjdelerden mahrum edecek yanlış inanç ve davranışlara düşmekten muhafaza eylesin. Âmîn!
2) Evvela sıhhatimi soranlarınıza şunu bildireyim ki; hava şartlarından dolayı iltihaplı romatizma ve behçet hastalıklarım alevlendiği için kemik ağrılarım çok arttı ve ağız yaralarım boğazlarıma kadar indi. Zaten şeker hastalığım daima zikzak içerisinde inip çıkmaya devam ediyor ve genel tahribatı sürüyor. Bütün bunları hem doğru konuşmak hem de acziyet belirtmek için söylüyorum yoksa hâşâ Rabbimden sonsuz razıyım, yeter ki O benden razı olsun. Tam bu satırları yazarken bu akşam ezanı bittiği için:

«رَضِيتُ بِاللّٰهِ رَبًّا وَبِالْإِسْلَامِ دِينًا وَبِحُمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَسَلَّمَرَسُولًا وَنَبِيًّا.»

duasını okuyordum. Rabbim cümlemize karşılıklı rıza nasip eylesin. Âmîn!
Gerçi Suriye’deki Müslümanların çilesini görmem bana bütün hastalıklarımı ve sıkıntılarımı unutturmaktadır. Rabbim onları acilen Nusayri-Şiî yönetiminden halâs eylesin. Âmîn!
3) Rabbime en çok hamdettiğim husus şudur ki; başıma gelen musibetler dinime, malıma ve Ehl-i Sünnet itikadıma yönelik olmamış bilakis bedenime, hürriyetime, ırz ve haysiyetime taalluk etmiştir ki böylece Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in:

«وَلَا تَجْعَلْ مُصِيبَتَنَا فِي دِينِنَا.»

“Musibetimizi (dünyamıza vurdursan da) dinimize vurdurma” duasına nâil olmuş bulunuyorum. Ehl-i Sünnet itikadıma zerre kadar zarar geleceğine vücudumun lîme lîme doğranmasını tercih ederim. Rabbim cümlemize iki cihanda âfiyetler, belasız hayatlar ve saadet-ü selametler ihsan eylesin. Âmîn! “Âmîn”leri kuvvetli söyleyin de sesinizi duyayım.
4) Son olarak şunu ifade edeyim ki; bazı gazete ve internet haberlerinde benim takım tuttuğum ve maç izlediğim gibi haberler çıkmış, ben bunları latîfe kabilinden kabul ediyorum. Senelerdir size:

  «مِنْ حُسْنِ إِسْلَامِ الْمَرْءِ تَرْكُهُ مَا لَا يَعْنِيهِ.»

«عَلَامَةُ إِعْرَاضِ اللّٰهِ تَعَالٰى عَنِ الْعَبْدِ اِشْتِغَالُهُ بِمَا لَا يَعْنِيهِ.»

“Kişinin güzel Müslüman olduğunun alameti (dünyaya ve âhirete yaramayan) fuzûlî işleri bırakmasıdır” ve “Allâh-u Te‛âlâ’nın bir kulundan yüz çevirdiğinin nişanı o kulun fuzûlî işlerle uğraşmasıdır” hadîs-i şeriflerini okuyan biri olarak benim maç izlemek gibi fuzûlî işlerden uzak olduğumu bilirsiniz ama yine de her duyduğuna inanan insanlar olabilir.
Geçenlerde maç yüzünden Mısır’da 75 kişinin öldüğü düşünülecek olursa bu işin içki-kumar gibi insanlar arasına kin ve düşmanlık sokan ve insanı zikirden ve namazdan alıkoyan boyutlara vardığı ortadadır. Âhiret yolcusu olan bizlerin evvela itikadımız tashih edip sonra da farzlardan başlayarak salih amelleri tatbik etmemiz ve âhirete hesabını veremeyeceğimiz inanç ve amellerle çıkmamak için her fuzûlî işi bırakıp ciddi bir gayret içine girmemiz gerekmektedir.
5) Sözlerimin sonuna hizmetlerimizin devamı, yeni eselerin hazırlanması ve maddi-manevi darlıklardan çıkışımızın çabuklaşması için Ârifan dergisine, kitap ve cd’lerimize sahip çıkmanızı, okuyup-okutmanızı ve destek amaçlı dağıtmanızı önemle istirham eder, hepinizi emânetleri zâyi etmeyen Rabbime emânet ederim.
Şunu bilin ki; her sabah-akşam sizin ve sevdiklerinizin yani bizimle sohbet arkadaşı olan herkesin niyetiyle, hatta onların inanç ve mallarının altı cihetten gelecek belalara karşı muhafazası niyetiyle bir takım virdler okumaktayım. Yani İmâm-ı Rabbânî (Kuddise Sirruhû)nun deyimiyle:

      «أَنَا ذَاكَ أَحْمَدُ لَمْ يَتَغَيَّرِ.»

“Ben aynı Ahmedim hiç değişmedim.” Ya siz?!
Dua için bir vakit tayin edelim, bu mübarek cuma gecesi saat 5’de hepimiz seccadede buluşalım, yine size acıdım, erken saat söylemedim. İmsak olmadan önce seccadede dua üzere bulunalım. Saat tam 5 olduğunda secdeye varıp kurtuluşum için 41 kere:  

«لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ.»

duasını okuyalım. Sonra secdeden kalkınca Suriye’deki Ehl-i Sünnet’in halâsı için bir Fâtiha ve Âyete’l-Kürsî okuyalım. Haftaya size yine dua saati açıklarım. Rabbim kabul eylesin. Âmîn!

islam