Yeni

Aziz Januaris'un Kanı

 



Januarius, aziz olmadan önce Benevent piskoposuydu. Diyoklesyan dönemindeki Hıristiyan kovalamacası sırasında 305’te Napoli yakınlarındaki Pozzuoli'de başı kesildi. Hükmün uygulanmasından hemen sonra Januarius'un kanından 2 küçük şişeye koyan bir kadın, Januarius'un kemiklerinin 313’te Napoli'ye taşınması sırasında bunu kiliseye teslim etti.

Şişelerdeki kanın sıvılaştığına ilişkin ilk efsane de o sırada doğdu. Sonraları yeri birkaç kez değiştirilen kalıntılar, 1646’da Napoli'de inşâ edilmiş olan "Del Tesoro di S. Gennaro" adlı şapele getirildi ve bugün hala orada korunuyor.

Kural olarak bu kan, yılda 3 kez sıvılaşıyor. Mayıs ayının başında, şehidin doğum günü olduğu sanılan 19 Eylül'de ve 16 Aralık'ta.

Profesör Hans Bender, olayın öyküsünü ve kan mûcizesiyle ilgili bu geleneği yerinde incelemiş ve gerçek olduğu kanısına varmıştır. O, bu olayla ilgili olarak yörede sık rastlanan hayalet olgularıyla ve "dokunaklı ortamla" bir paralellik kurmaktadır. Yazdığı bir makalede de belirttiği gibi inançlı insan grupları, saatler boyu dua edip yalvarmakla gerçekliğinden kuşku edilmeyen birtakım görüntü olaylarına neden olmaktadır. Ortada bir aldatmacanın olduğuna ilişkin tez, bu tür olayların yüzyıllardan beri sürdüğü düşünülürse kendiliğinden çürümektedir.[1]

Hans Bender'in Januarius olayıyla ilgili yazısı okunduğunda, birkaç şey dikkati çekiyor. Kendisi, kan mûcizesinin gerçekliğine yöneltilen ve ta eskilere uzanan itirazları 2. elden veriyor. Onun alıntı yaptığı metinlerde mûcize olayı kanıtlanmış bir gerçek olarak gösteriliyor. Hans Bender'in olayı ele alış şekli, kan mûcizesinin gerçekliğini göstermek istemiş gibi. Bir yandan olayın doğruluğu konusunda tanıklar gösterirken, yöneltilen eleştirileri niçin aynı çerçeveye sokmuyor? Kurumuş durumdaki kanın belki de doğal nedenlerle sıvılaşabileceği olasılığını bizzat araştırmıyor?

Onun, Halle, Wegleb, Rosenthal ve Eckartshausen gibi yazarlar tarafından denenmiş olan "Eğlendirici Hünerler Üzerine Sohbet" adlı kitabı çürütme niyeti yok, yalnızca toptan reddediyor. Bu yazarlar, Napoli'deki kanın yapay olduğunu iddia etmekte, böyle bir maddenin hazırlanabilmesi için tam bir formül vermekte ve sonuçta şuna dikkat çekmektedir:

"Bu madde, ısının düşmesiyle birlikte kurumuş kanı andıran kırmızı bir görünüm almakta ve örneğin ışıkların neden olduğu hafif bir ısı artışında da sıvılaşmaktadır."

Hans Bender, görünüşe göre o kalıntıların gerçekliğine de inanmış durumda. Çünkü yazısında bununla ilgili hiçbir kuşku sezilmediği gibi, kendisi de kalıntıların aslı-astarı konusunda bir araştırmaya girişmiş değil. Öte yandan aziz kalıntılarının anlamı ve yaygınlığıyla ilgili tarihsel şartlara da kendiliğinden bir inanmışlık gösteriyor.

Bu kan mûcizesinin bir zamanlar gerçekleştiği noktasından yola çıkılsa bile, o eski olayla şimdiki şekli arasında geniş bir "ara ortam" uzanıyor. Bunun içinde yer alan şeylerse inançlar, tahminler, kendi kendine telkin ve ayrıca şimdiki görüntü gerçeğini kesin şekilde etkilemiş olabilen güdümlü davranış şekilleridir.

Folklor bilimcisi Peter Assion, bu "Kısa Devre Metodu" üzerine şunları söylüyor:

"Parapsikoloji, basit bir yol uygulayarak bu ara ortam konusunda oyalamaya kaçıyor. Olayın sonucuyla ilgili raporların ve bildirileri birbirine uydurarak işin içinde duyudışı dürtüler bulunduğu izlenimini yaratıyor. Oysa aldatmaca konusunda yapılan araştırmaların asıl değerli yanı, olağanüstü sonuçlara ve var olmaları halinde parapşişik olgulara mevcut, geleneksel bir dünya görüşü içinde yer vererek bunlardan anlam çıkarmaktadır."

Werner Keller'e göre bu Kısa Devre metodu, şaşılacak işler başarmaktadır:

"Bunun yardımıyla hızlı ve güvenilir sonuçlara varılmakta ve bir tür merkezi yönlendirme sonucu el çabukluğu türünden şeyler, halka psikokinetik olgular şeklinde gösterilmektedir."

Bu tür metodik darbeler giderek daha da sergilendiğinden, parapsikologlar, kendilerine yöneltilen sopanın günün birinde bir bumerang haline dönüşerek gelecekte Erich von Daniken'in de benzeri şekilde formüle etmeye çalıştığı gibi epey patırtı koparması karşısında pek de şaşkınlığa kapılmayabilir.[2]

Kaynaklar
[1] Hans Bender, "Gizli Gerçekler: Aziz Januarius'un Kan Mucizesi" (Verborgene Wirklicheit), s.93-112.
[2] Roderich Feldes, "Altıncı Boyut: İnsanın Bilinmeyen gücü", s.99-100.