Yeni

Dolunay'ın İnsanlar Üzerindeki Etkisi ve Oruç



Son zamanlarda ilim adamlarının dikkatini çeken yeni bir konu var: İnsanoğlunun ayak basıp yakından tanıdığı Ay'ın, insanlar üstündeki tesiri. İlim adamlarının araştırmalarına göre, dev okyanuslarda med-cezir olaylarına yol açan dolunay, vücudunun %80'i su olan insanoğluna da tesir ediyor. Vücuttaki sıvı dengesi bozuluyor, beyindeki düzenli işleyiş aksıyor ve kalp atışı hızlanıyor. Özellikle kalp ve şeker hastalarında tehlikeli sonuçlara yol açabilen Dolunay, sinir sistemindeki hücrelerin işleyiş düzenini bozduğu için dengesizlikler meydana getiriyor. Bunda, vücuttaki elektrik akımının 2 misline çıkması da büyük rol oynuyor. Dolunay'ın kadınlara daha fazla etki ettiği de bir gerçek.[1] İlim adamları bu etkisi şöyle sıralamaktadırlar:
  • Kadınlar, dolunay günlerinde çok hassas oluyor ve daha çabuk ağlıyorlar.
  • Doğumlar, bu günlerde %20 oranında artıyor.
  • Dolunay adet görme düzenini bozuyor ve kanamaları artırıyor.
  • Cinsiyet hormonundaki artış nedeniyle cinsi arzular fazlalaşıyor.
  • Kadınlarda migren artıyor ve daha stresli hâle geliyorlar.[2]
Ayın çekim gücünün maksimum olduğu dolunay vakti, daha sinirli ve kontrolsüz oluruz. Ani sinir, dengesiz hareketler, düşünülmeden yapılan şeyler bu gecelerde üst üste gerçekleşir.[3]

Dolunay'da Suç Oranları, Olaylar ve İntiharlar

1993'ün Ağustos ayındaki dolunay günlerinde, Almanya'daki adam öldürme, cinnet geçirme ve intihar olaylarında artışlar meydana geldi. Yapılan araştırmalara göre dolunay, yalnız Kuzey Avrupa ülkelerinde değil; yeryüzünün her yerinde insanlara tesir ediyor. Psikologlar, dolunay zamanı insandaki bu rûhî değişimin tespit edildiğini söylüyorlar. Ay'ın bu günlerinde cinnetlerin arttığını belirten Fransız araştırmacı Rene Claude Guillot, işlenen cinayetleri araştırmış ve konuyla ilgili olarak "Dolunay Cinayetleri" adlı bir kitap yazmış. Araştırmacı: “Yalnız Fransa'da değil; Amerika'daki polis kayıtlarından da dolunay gecelerinde işlenen cinayetlerin sayısında artış olduğunu tespit etmek mümkündür.” diyor.

Ayrıca 2 Hintli bilim insanı, 1980 ve 1984 yıllarındaki dolunaylar sırasında görülen suç oranının bariz şekilde arttığını bildirdi. Bu çalışmalar, ciddi bir tıp dergisi olan "British Medical Journal"da yayınlandı.

Araştırmacı Prof. C. P. Thakur'a göre, dolunay günlerindeki intihar ve cinayetlerin artış nedeni, insan vücudundaki gel-git dalgalarıdır. Dolunay sırasında Dünya, Ay ve Güneş, aynı doğru üstünde olduklarından, Ay'ın insan üstündeki çekim kuvvetiyle birlikte vücuttaki su miktarı %60'ı aşar. Bunun yol açtığı bedenî ve rûhî değişmeler ise, suç işleme eğilimini artırır.

Araştırmacılar, 5 yıl içinde 3 polis karakoluna bildirilen suçları bilgisayara yükleyip neticeyi dolunay tarihleriyle karşılaştırarak bu sonuçlara varmışlardır.[4]

Bu Konudaki Karşıt Düşünceler

Dolunay insan davranışlarını etkiler mi?

İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Hatta birçok ülkede polisler ve hastanelerin acil servis personeli, dolunay oluştuğu zaman işlenen suçların, intiharların, trafik kazalarının daha arttığını, insanların renkleri görme yeteneklerinin azaldığını, sara nöbetlerinin sıklaştığını, sinir hastalarının uykusuzluktan daha çok yakındıklarını söylemektedirler ama bilim insanları bu görüşlere katılmıyorlar. Eskilerin Ay'ın dönemlerine bağladıkları etkilerin büyük bir kısmının boş inançlar olduğu bir gerçektir.

O zamanlar insanların uykularında gezinmeleri dolunay ışığı tarafından çekilmelerine bağlanıyordu. Dolunayın ışığının yatak odasından içeri girmesinin uyuyanın rüyasını etkilediğine, dolunay ile birlikte cinsel içgüdü fonksiyonlarının, insanların üremelerinin ve tarlaların bereketlerinin arttığına hatta 'kurt adam' efsanesine bile inanılıyordu.

Bilim insanları yine de Ay'ın evrelerinin ve özellikle dolunayın insanları etkilemesi olayına ciddiyetle yaklaşıyorlar. Ay'ın evreleriyle cinayetler, kazalar, dünyamızda oluşan kasırgaların dağılımı, magnetik alanlarda bozulma, kadınların aybaşları ve sara nöbetleri arasındaki ilişkileri yakından takip ediyorlar, devamlı istatistikî bilgi topluyorlar. Fakat kesin bir sonuca varılmış, Ay'ın evreleriyle sözü edilen olaylar arasında daha bilimsel bir ilişki saptanmış değildir.

Yapılan bir çalışmada dolunay süresince oluşan trafik kazalarının alışılmadık bir şekilde fazla olduğu saptanmış fakat daha sonra olayların zaman aralıkları incelendiğinde çoğunun hafta sonu günlerine denk geldiği görülmüştür. Hafta sonu tatiline giderken ve dönerken sürücülerin acele etmeleri kazaların en önemli nedenidir. Yani tatil aceleciliğinin yarattığı trafik kazalarının yanında dolunayın etkisinin sözü bile edilemez.

Bilindiği gibi Ay'ın dünyada okyanuslardaki 'gel-git' denilen, suların alçalması ve yükselmesi olayı üstünde doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzun da çoğu su olduğuna göre Ay vücudumuzu da etkileyebilir mi?

Vücudumuzdaki suyun oranı, okyanuslardaki su miktarıyla kıyaslanamayacağı gibi 'gel-git' olayı günde 2 kez oluşmaktadır. Yani Ay'ın çekim gücü insanı etkilese bile bunun sadece dolunay safhasında değil her gün olması gerekir.

Dolunay safhasında iken Ay'ın parlaklığı da pek önemli bir etken değildir, çünkü bu aşamada Ay'ın dünyaya gönderdiği ışık miktarı Güneş'in gönderdiğinin 600000’de biri kadardır.

Peki dolunayı bu kadar özel kılan nedir? Dolunay, Güneş Dünya'nın bir tarafında, Ay ise tam aksi tarafta aynı hizaya gelince oluşur. Bu durumda Güneş'in, Ay'ın Dünya üstündeki etkisini arttırıp arttırmadığı da incelenmiştir.

Bir miktar arttırdığı doğrudur ama Güneş o kadar uzaktadır ki bu etkileme de fazla kayda değer değildir. Öyle görülüyor ki, her gün olan olaylar, Ay'ın dolunay safhasında da olunca neden ona bağlanmaktadır.[5]

İslam'da Dolunay ve Oruç

Dolunay konusundaki araştırmalar, bize "Eyyam-ı Biyd" diye tâbir edilen ve kamerî Ay'ın 13, 14. ve 15. günleri tutulması sünnet olan orucu hatıra getirdi.[1] Bu günlere, gündüz güneşle, gece de dolunayla 24 saat aydınlık olmasından dolayı Eyyâm-ı Bîz (beyaz, ak günler) denmiştir.[2] Konuyla ilgili hadisler;[1]

1. Buhârî, Müslim ve Neseî'nin ittifakla bildirdikleri hadiste, Ebû Hureyre, Efendimiz'den şöyle rivâyet ediyor: “Dostum, habîbim, bana her ay 3 gün oruç tutmayı nasip etti.” [6]

2. Müslim'in Ebu'd-Derdâ'dan rivâyet ettikleri hâdiste; “Habîbim, yaşadığım sürece terk etmeyeceğim 3 gün oruç tutmayı tavsiye etti.” buyrulur.[7]

3. Beyhâkî, Taberânî, Ebû Davud, Neseî, Tirmizî, Ahmet B. Hambel, Bezzâr, İbn-i Hibban sahihinde ve diğer hadis kitaplarında bu konuyla ilgili birçok olay rastlıyoruz. Örneğin; Tirmizî ve Neseî, Ebû Zer'den şu hadisi rivâyet ediyorlar; “Ey Ebû Zerr, her ay 3 gün oruç tutarsan, 13, 14 ve 15. günleri tut.” [8]

Bilindiği gibi, ayın ortasına rastlayan 3 gün, dolunay günleridir ve Efendimiz, Ramazan orucundan sonra bu günlerde oruç tutmayı tavsiye ederek şöyle buyurmaktadır; “Sabır ayı (Ramazan)'nın orucu ve her aydan 3 gün oruç tutmak, göğsün "vahâr"ını giderir.”[9] "Vahâr" kelimesi, Arapçada "kin, gayz, öfke, düşmanlık, vesvese, hile, sinirlenme" anlamlarına gelmektedir.

Ahmed bin Hanbel'in Müsned'inde, Ebû Zerr, Hz. Muhammed'den şu hadisi rivayet ediyor: “Her ay, 3 gün oruç tutmak, göğsün "mağalle"sini giderir.” Sahabeler, sordular; “Ey Allah'ın Elçisi, göğsün "mağalle"si nedir?” Efendimiz, buyurdular; “Şeytan'ın pisliğidir.”[10]

Ebû Davud ve Neseî'de, Kudame b. Milham, şöyle söylüyor: “Efendimiz (A.S.M.), bize eyyâm-ı biyd (beyaz günler)de oruç tutmayı emrederdi ve "Bu, bütün yıl oruç tutmak gibidir." buyururdu.”

Hz. Muhammed tarafından Dolunay'a rastlayan günlerde orucun tavsiye edilmesi, gerçekten O'nun kıyamete kadar devam edecek mûcizelerinden biridir. Çünkü;

1. Efendimiz, dolunayın insan vücudu üstündeki zararlı etkisinden haber veriyor ki; bu olay, 14 yüzyıl sonra yeni anlaşıldı ve araştırmalar, hâlâ devam ediyor.

2. Efendimiz, insanın bu zararlı etkilerden korunmasını tavsiye ederken tedavi yolunu da gösteriyor.

Bu 2. şık, daha ilim adamları tarafından tespit edilmiş değil. Araştırmacılar, dolunaya karşı vücudumuzdaki tabii (doğal) dengeyi nasıl koruyacağımız konusunda yeterli bir şey söyleyemiyor. Çünkü bu, çok yeni bir konu (!) Fakat maddede ve mânâda rehberimiz olan Hz. Muhammed, mûcizevî tıbbıyla yüzyıllar ötesine ışık tutuyor, dikkatleri Tıbb-ı Nebevî'ye tekrar çekiyor. Akıl ve kalp bütünlüğüne ermiş doktorları bu sonsuz hazineye davet ediyor.

Bakalım Dolunay'ın insanlar üstündeki olumsuz ve zararlı tespit eden biliminsanları, buna karşı korunma ve tedavi yollarını da keşfedecekler mi (!) Aradaki 14 yüzyıllık farkı göz önünde tutup acele etseler, fena olmaz herhalde.[1]

Kaynaklar

[1] Zafer İlim-Araştırma Gurubu, Gerçeğe Doğru Dergisi, "Dolunay ve Oruç", c.II, sayı: 20, sayfa 28-30.
[2] usveihasene.com/ic_peygmbrmzn_nafile_oruclari.htm
[3] skkdmag.blogspot.com/2009/04/dolunayn-insan-uzerindeki-etkileri.html
[4] Bilim ve Teknik Dergisi, sayı:298, Eylül 1992 & Hürriyet Gazetesi, "Dolunay Kâbusu", 3 Eylül 1993, s.5.
[5] turkeyforum.com/satforum/archive/index.php/t-105461.html
[6] Buhârî, Kitabü's-Savm-Fethü'l-Bârî, c.4, Bâb-u Siyâmî Biyd, s.226, Eyyâm-i Biyd Orucu, bab 59.1880.
[7] Et-Tergib ve't-Terhib, c.2, s.120, Kitâbu's-Savm.
[8] Tirmizî c.3, Hadis no 761; Neseî, 22, Kitabü's-Savm, 84.
[9] El-Fethu'r-Rabbânî, c.10, Kitâbü's-Savm, "Her ay 3 gün oruç" bâbı, 264.
[10] El-Fethu'r-Rabbânî, c.10, Hadis no:264.islam