Yeni

Konuğun Başında Görülen Mum Alevi



Yeni Zelanda da, Dunedin Şehrinde, Lydia Koppe kedisiyle tek başına yaşıyordu. Bir Pazar günü, annesiyle beraber, çok sevdiği karı-koca dostları olan, Phil ve Bertha, onu ziyarete gelmişlerdi. Sohbete dalmış ve keyifle kahvelerini içiyorlardı. Bir ara, arkadaşı Phil, komik bir öykü anlattı. Bu hikaye, pek çok hoşuna gittiği için, daha çok kendisi güldü!. O, kahkahalarla gülerken, Phil'in başının üstünde birden bir mum alevine benzer ışığın dalgalandığını, ev sahibesi Lydia Koppe gördü!. Annesiyle Phil'in kocası Bertha'nın da aynı şeyleri görüp görmediğini izledi ve hallerinden görmediğini anladı. Bertha'nın eşinin de hallerinden görmediğine inandı.

Ev sahibesi, bir şey hissettirmeden, yalnız Phil'e, merak saikiyle, bir şeyi olup olmadığını sordu. O, gülmesine devamla:

“Elbette iyiyim; bir şeyim yok. Bunu da nereden çıkardın?” diye sorunca, ev sahibesi Lydia Koppe,
“Hiç.” diyerek karşılık verdiyse de, keyfi kaçmış, durgunlaşmıştı. Karı-koca dostları Bertha'lar gidip, annesiyle yalnız kalınca, Lydia Koppe, durumu annesine anlattı. Annesi, anlattıklarına omuz silkip:
“Sen, hayal görmüşsün.” diye yanıtladı.

2 hafta sonrasıydı. Bu süre içinde onları hiç arayıp soramamıştı. Daha doğrusu buna zamanı olmamıştı. Evinde, öğle üzeri, yorgunluktan yıkanmış. dinlenmek için şöyle oturmuştu. Böyle dinlenirken, odasında yalnız olmadığını hissetti ve dönüp bakınca, Phil'i, kapının yanında gördü.

“Merhaba Phil, geldiğini duymadım.” dedi. Phil de, “Merhaba” dedi ve ekledi:

“Sana bir şey için ricaya geldim: Lütfen Bertha'ya git, ona yardım et, yardıma çok ihtiyacı var. Onunla konuşamıyorum. Yardıma şiddetle ihtiyacı var.” deyince;

“Oturmaz mısınız?” diyerek ona yer gösterdi ve: “Ne oluyor? Lütfen anlat!” dedi. O da cevaben:
“Bertha sana anlatır. Şimdi gitmem gerek.” deyip, telaşla odadan çıktı, gitti Phil!.

Neşeli bir insan olarak tanıdığı Phil'i, Lydia Koppe, böyle tuhaf görünce, kuşkulanıp:

“Acaba Bertha'ya bir şey mi oldu da Phil bu derece kederliydi.” diye düşünmeye başladı.

“En iyisi gidip Bertha'yı göreyim.” diyerek evden çıktı. Sokakta yürürken, daha köşeye gelmeden, Bertha'nın da ona doğru gelmekte olduğunu gördü. Bertha, yakın dostu ve arkadaşı Lydia Kopp'u görünce:

“Ah Phil! Ah Phil!.” diyerek ağlamaya başladı!. hıçkırıkları, konuşmasını engelliyordu. Lydia Koppe, bu durum karşısında, Bertha'ya:

“Phil çok iyi! Biraz önce bana geldi, gördüm.” deyince, Bertha, şaşkınlıktan irkilip ne yapacağını şaşırarak, az kalsın yere düşüyordu!. Bertha'yı, arkadaşı, bu düşmekten zor tutup kurtarabildi!. Sonra, cılız bir sesle:

“Lydia, sen aklını mı oynattın?!. Phil, bugün öğleden sonra öldü.” deyince, ikisi de şok içinde, kendilerini, Lydia'nın evine zor attılar!. Phil, kan zehirlenmesinden ansızın ölmüş ve eşi Bertha da bu yüzden çok perişandı.

Aradan birkaç hafta geçmişti. Lydia Coppe, büyük caddelerden birinden geçiyordu. Ansızın yanında Phil belirdi! Gündüz ve kalabalık bir saatti. Fakat Phil'i gören, yalnız Lydia'ydı. Bir alacağı olduğunu; onu alıp, eşine vermesini Lydia'dan rica etti. Borçlu adamın isim ve adresini yazdırdı!. Ona, Lydia, hemen gidip adamı göreceğini söyledi. Phil de Lydia'ya:

“Allahaısmarladık aziz dostum. Beni artık bir daha göremeyeceksin. Sana şunu söylemek istiyorum: Bir Pazar günü sizdeyken başımda bir ışık görmüştün. Hatırlıyor musun? O, annemdi. Günlerim tamam olduğu için beni almaya gelmişti.” dedi ve kayboldu!. O Pazar günkü gördüğü ışığı, Lydia, annesinden başkasına söylememişti ve o ışığı, yalnız kendisi görmüştü. Phil'in verdiği adrese gidip alacaklı olduğu adamı buldu Lydia. Adres tamamdı!. Adam da borcunu Bertha'ya hemen ödedi.

Şu olayla verilen ruhsal bilgiler, anlatmakla bitmez!. Olayı yaşayan bayan Lydia, tam anlamıyla bir görücü ve de işitici bir medyumdur. Onun bu özelliği, bir görev özelliğidir. Bu öyle bir görevdir ki, insanlara, ölümden sonrasını anlatabilmek için, dünyaya gelmeden önce yüklenilmiş bir görevdir. Bu görev, böyle bir ruhsal olayı yaşayıp insanlara duyurmakla bir görev de olabilir, hem de sürekli. Bedenliyken başındaki ışığın hiç farkında olmayan ölü Phil, bedensiz haldeyken, hem ışığı ve hem ışığın ne olduğunu biliyor ve hatırlıyor. Yani bedenliyken farkında olmadıklarımızın, ruhta saklı kaldığını ve zamanı gelince hatırlandığını, bilindiğini anlatıyor bize. Hem de ölecek olanın, ölüm vakti gelenin, öbür tarafa nasıl çağrıldığını anlatmış oluyor.

Bu olay daha başka konuları da anlatıyor bize. Ama, yazımızı uzatacağı için bunu sonraya bırakalım. Şu olaydakileri bize açıklayamayan bilime, nasıl “Pozitif Bilim” diyelim?!. Maddeyle ilgilenmek “Pozitiflik” oluyor!. Asli varlığımız olan ruhsal yönümüzle ilgilenmek “Negatiflik” olduğu için ilgilenmemek gerekiyor!. Bu ne biçim bilim anlayışıdır, insan şaşırıyor. Nedir bağnazlık? Bir peşin yargının ki, bu inancı doğuruyor; bu inanca sarılmıştık; bu inancın dışında bir şey tanımamazlık değil midir? Biliminsanı böyle bir peşin yargının bağnazı olmuyor mu?.
islam