Yeni

Torino Kefeni




Torino Kefeni; İsa Mesih'in İtalya'nın Torino kentinde bulunan kefenidir.Birçok biliminsanının yıllarca yaptığı araştırmalarla elde ettikleri bilgilere göre 1. yüzyıl a ait olan bir kefendir. Söz konusu kefen,1978’de 40 Amerikalı bilim insanı tarafından cağımızın en gelişmiş cihazlarıyla incelenmiştir.Üzerinde çeşitli testler yapılmıştır. Kefenin fotoğrafları ilk kez 1898’de avukat Secundo Pia tarafından çekildi.Filmler banyo edildiğinde, filmin negatifinde,kefende çıplak gözle görülebilenden çok daha net ve pozitif bir resim çıktığı görüldü.Yani koyu renkler acık,acık yerlerse koyu çıkmıştı.Kısaca kefenin kendisi bir fotoğraf negatifi gibiydi. Bu ilginç fotoğraflar kısa zamanda kefeni dünyaca unlu kılmaya yetti.

Bu olay bilimsel araştırmaların başlangıç noktası oldu.Ta ki olumsuz bir karar gibi görünen C14 testine kadar.



Kefen; boyu 4.36 metre genişliği 1.10 metre olan keten bir bez parçasıdır.Üzerinde yakından bakıldığında bulanık ve belirsiz görünen, uzaklaşıldığındaysa netleşen çıplak bir adamın oldukça düzgün hatlı sekli bulunmaktadır.

En şaşırtıcı tespitlerden biri de,kefendeki seklin 3 boyutlu verilere sahip olduğunun bulunmasıdır.John Jackson ve Eric Jumper adlı 2 fizikçi,vücut ile bezi ayıran mesafeyle kefendeki bezin parlaklığı arasında matematiksel bir oran olduğunu fark ettiler. Vücudun beze değmiş olduğu yerlerde kefen daha parlaktı; örneğin burun,alın, kaslar gibi yerlerde.Doğrudan temas etmeyen yerlerdeyse parlaklık daha azdı; örneğin göz yuvaları,avurtlar gibi yerlerde.

Bu bulgular kefenin üstündeki seklin 3 boyutlu bir nesne tarafından ortaya çıkarıldığını göstermektedir. Kefendeki şekil insan vücuduyla doğrudan temasla ortaya çıkmış olamazdı,çünkü vücudun bezle temas etmediği yerlerde de seklin devam ettiği görülüyordu.Bu yerlerin parlaklığı da beze olan uzaklığına göre değişmekteydi.Vücutla kefen arasındaki oran matematiksel olarak kesin bir biçimde hesaplanabilirdi. VP-8 görüntü çözümleyicisi, uzaydaki yıldızların ve gezegenlerin fotoğraflarını görüntülemede kullanılmaktadır.Bu araç 2 boyutlu bir fotoğraftan 3 boyutlu bir görüntü çıkaramamaktadır. Oysa kefenin 2 boyutlu fotoğrafından,3 boyutlu bir görüntü çıkarabilmiştir. Bilginleri şaşkınlığa düşüren de budur.Kefendeki seklin 3 boyutlu kopyasının incelenmesinden sonra çok önemli bulgular ortaya çıktı.

Kefendeki adamın gözlerinin üstünde para olduğu fark edildi.1. yüzyıl da Yahudiler ölülerinin gözlerinin üzerine para koyarlardı.İzoyoğunluk yöntemiyle yapılan incelemelerde bu paranın üstündeki sekil ve yazı belirlendi.Paranın üstünde bir Romalı başı ve Tiberius Caesar yazısının bulunduğu anlaşıldı.

Kefendeki adamın elleri bilekten çivilenmişti,ikonalarda gösterildiği gibi avuç içinden değil; öyle çakılmış olsaydı vücut ağırlığı nedeniyle el kaslarının yırtılması söz konusudur.Çivi ancak ’destot bölgesi’ denilen yerden çakılırsa bilek kemiklerine zarar vermez.Bu noktanın arlığı anatomistler tarafından 19. yüzyıl da bulunmuştur.
  • Kefendeki adamın boyu 1.78'dir.
  • Adam sakallıdır.
  • Adamın vücudunda 90 ila 120 kırbaç yarası vardır.Adam 2 farklı kişi tarafından kırbaçlanmıştır.
  • Sakalının bir bölümü yolunmuştur.
  • Bacakları kırılmamıştır.
  • Sakalı ikiye ayrılmış gibidir,bu da çenesini kapatmak için
    çenebağı kullanıldığını göstermektedir.
  • Kefen üstünde 50 çeşit çiçek tozu(polen) bulunmuştur.Bunlardan bazıları sadece Türkiye'de bulunmaktadır.
  • Keten dokusunun arasında pamuğa rastlanmıştır,Avrupa'da pamuk yetişmemektedir.
  • Karnı şişmiştir.Bu da adamın haç üstünde boğularak öldüğünü
    göstermektedir.
  • Ayaklarından da çivilenmiş olduğu görülmektedir.
  • Başına dikenli bir şey geçirildiği, başındaki yara izlerinden belli olmaktadır.
  • Böğrünün sağ tarafında, 5. ile 6. kaburga kemikleri arasında 4.5 cm 'ye 1.5 cm'lik oval biçiminde mızrak yarasını andıran bir yara görülmektedir.
  • Dizleri yara bere içindedir.
  • Omzunda zedelenme vardır.
  • Kefen üstünde kan lekeleri vardır.
Kefen üstünde, kefene sarılmış cesedin çürüdüğünü gösterir en küçük bir ize rastlanmamıştır.Bu da cesedin uzun süre kefende kalmadığını gösterir.



Bilimsel araştırmalar kefendeki şeklin doğrudan vücut temasından ileri gelmediğini göstermiştir.Biliminsanları cesedin kefenden nasıl çıkartıldığını açıklayamamaktadırlar.

Varılan sonuca göre söz konusu bez,gerçek bir kefendir; ayrıca bu kefen işkence görmüş,haça gerilerek öldürülmüş bir adama aittir.Bu adamın başına gelenlerle İncil'de İsa hakkında anlatılanlar arsında büyük benzerlikler vardır.Amerikalı bilim insanı Stevenson'a göre kefendeki adamın İsa'dan başka biri olma
olasılığı 82.944.000'de 1'dir.

Birçok biliminsanının yıllarca yaptıkları araştırmalar kefenin gerçek olduğunu gösterirken, radyokarboncular sahte olduğunu söylemektedir.

Sonuç olarak kefendeki insan şekli 3 boyutludur,kesintisizdir,suya e yüksek ısıya dayanıklıdır.Kefen
üstündeki izler boyayla yapılmamıştır. Kefenin dokularında hemoglobine rastlanmış; işkence görmüş bu adamın kan grubu AB Rh+ 'tir.Son yıllarda keşfedilmiş hemodinamik yasalarına da tamamen uymaktadır.

Ve kefen ortaçağ'da bilinmeyen bir anatomik mükemmelliği temsil etmektedir.

NOT: Kefenin tarihçesi 3 İncil yazarının anlatılarıyla başlar.



Matta şöyle yazıyor:"Akşama doğru Yusuf adında zengin bir Aramatyalı geldi.İsa Mesih'in cesedini aldı,temiz keten beze sardı." (Matta 26,57-59)

Markos şöyle yazıyor:"Yusuf keten bez satın aldı,cesedi çarmıhtan indirip beze sardı ve kayadan oyulmuş bir mezara yatırdı." (Markos 15,46)

Yuhanna da Petrus ile birlikte mezara nasıl koştuklarını anlatıyor.

"Yuhanna Petrus'tan daha hızlı koşarak mezara önde vardı.Eğilip içeri baktı.Ardından Simun Petrus geldi ve mezara girdi.Yerde duran bezleri ve İsa Mesih'in başına bağlanmış olan mendili gördü.Mendil keten bezle birlikte değildi,ayrı bir yerde dürülmüş duruyordu." (Yuhanna 20,1-4-6-7)islam