Yeni

Gız Gölü / Kız Gölü Efsanesi

Gutgaşen rayonunda, halkın “Gız Gölü” adını verdiği küçük bir göl vardır. Eskilerin anlattıklarına göre, bir zamanlar bu gölün yerinde zengin bir hanın sarayı var imiş. Çok gaddar ve zalim olan bu hanın hükmü taşa bile geçermiş.

Buralarda akıllı, bilgili ve “gözel-göyçek” bir kız yaşarmış. Bu kız güzel olduğu kadar da gururlu imiş. Kendisine âşık olan birçok varlıklı insanların elçilerini hep geri çevirirmiş. Fakat o, obasından sade bir genci, hanın çobanını severmiş.

Han birgün ava çıkar. Bir pınarın başında bu kızı gören han ona âşık olur. Fakat kıza gönderilen elçiler reddedilir. Hana haber ulaştırılır:
“Bu kız senin çobanını seviyor.”

Han öfkelenir, öfkelenir ve çobanını zindana attırır. Arkasından da kızı zorla sarayına getirir. Fakat kız, esir olsa da hana gönül vermez. Kız, hanın önünde diz çökerek yalvarır, kendisinden vazgeçmesini ister. Bu yalvarmalar, hanın kalbini etkilemez. Kız ise kurtuluşu kendini öldürmekte bulur. Bunu anlayan han, kızın yanında birkaç koruyucu bulundurur.

Çaresiz kalan kız, gözyaşlarını dökmeye başlar. Gece gündüz ağlar.Sıcak ve tuzlu gözyaşları yanakları yakıp akar, gider. O, toprağı da yandırır;yerde bir çukur oluşur, gözyaşları orada birikmeye başlar.Bu azaba bulutlar dayanmaz, yağmur olup kızın gözyaşlarına karışır.Çaylar da razı olmaz, akış yönlerini değiştirip kızın gözyaşlarına kavuşur.Sonunda burada tuzlu bir göl oluşur. Bütün bunlara karşılık zalim han, insafa gelmez, kızla evlenme arzusundan vazgeçmez.

Bu göl, kızın inlemeleri gibi çoğalıp hanın sarayını içine alacak kadar büyür ve her taraf suyla dolar.O günden sonra bu göl, “Gız Gölü / Kız Gölü” diye anılmaya başlar.

Bugün de çevre insanları aynı adla söylerler fakat çoğu, kız ile hanın kim olduklarını bile bilmezler.

Kaynak: Saim Sakaoğlu, "101 Türk Efsânesi"
islam