Hz. Zülkifl Hakkında Ayet ve Hadisler

Kur ’ân ’da iki yerde kendisinden bahsedilmektedir: “İsmâil, İdris ve Zülkifl, hepsi sabredenlerdendi. Onları rahmetimize soktuk. şüphesiz onlar salih olanlardandı” (el-Enbiyâ, 21/85, 86).

Taberî ’de yer alan bir rivayete göre Zülkifl (a.s) Şam ’da otururdu. Oradaki halkı Allah ’a inanmaya, O ’na ibadet etmeye ve dürüst bir şekilde yaşamaya çağırdı ve orada vefât etti (et-Taberî, Tarih, Mısır 1326, I, 167).

Âyette geçen “Zülkifl” adi değil lâkabıdır ve “nasib ve kısmet sahibi” anlamına gelir. Fakat burada dünyevî zenginliği değil, onun üstün kişiliğini ve âhiretteki derecesini kastetmek için kullanılmıştır. Onun gerçek adı hakkında çok farklı rivayetler vardır. Yahudiler O ’nun, israiloğullarının esâreti sırasında peygamber tayin edilen ve vazifesini Habur ırmağı yakınlarında bir bölgede yapan Hereksel olduğunu iddia etmişlerdir. Âlimlerin bir kısmı da onun Eyyub (a.s) ’in kendisinden sonra peygamber olan Bişr adındaki oğlu olduğunu söylemişlerdir. Fakat bu görüşlerin hiç biri kesinlik derecesine sahip değildir.
Zülkifl (a.s) ’in peygamber olmadığı söyleyenler olmuşsa da, âlimlerin ekseriyetine göre peygamberdir ve makbul olan görüş de budur (el-Kurtubî, el-Cami ’li Ahkâmi ’l-Kur ’ân, Kahire 1967, XI, 327 vd.; el-Alusî, Ruhu ’l-Meânî, Beyrut t.y., XVII, 82; el-Mevdudî, Tefhimu ’l-Kur ’ân, İstanbul 1991, III, 327).

Allahü teâlânın İsrâiloğullarına gönderdiği peygamberlerden Elyesâ aleyhisselâmın eceli gelip vefâtı yaklaşınca; Allahü teâlâ, rûhunu kabz edeceğini vahiyle bildirdi ve ”Mülkünü, İsrâiloğullarından gece sabaha kadar ibâdet eden, namaz kılan, gündüzleri oruç tutan ve insanlar arasında kızmadan hükm edecek birine ver.” buyurdu. Bu peygamber, kendisine verilen emri İsrâiloğulları’na bildirdi. Aralarından bir genç kalkıp: ”Bu işe ben kefil olurum, üzerime alırım.” dedi. Peygamber, o gence; ”Bu kavmin içinde senden daha büyükleri var, sen otur.” dedi. Sonra ikinci defâ aynı teklifi yaptı. O genç, yine ”Kefil olurum.” dedi. Üçünce defâ aynı teklif tekrarlanınca cevap veren, yine o genç oldu. Bunun üzerine Elyesâ aleyhisselâm, onun yerine halife bıraktı. Bu genç, Bişr idi. Bu sebeple o gence “Zülkifl” lakâbı verildi.

Tirmizî’nin İbn Ömer’den naklettiği bir hadise göre, Benî İsrail’de Kifl adını taşıyan günahkâr bir genç vardı. Bu genç, para karşılığında bir kadınla birlikte olmak istemiş,
bu esnada kadının titreyip ağlamaya başladığını görünce bunun sebebini sormuş,
kadının, o ana kadar hiç yapmadığı bu kötü işi, son derece muhtaç bir duruma
düştüğü için yapmak zorunda kaldı­ğını söylemesi üzerine, onunla birlikte
olmaktan vazgeçmiş ve ihtiyacını karşılaması için para verip onu serbest
bırakmıştır. Sonra da, artık ebediyen Allah’a isyan etmeyeceğine, zina veya başka
bir günah işlemeyeceğine yemin etmiştir. Bu genç, bu tevbesinin ardından aynı
gece ölmüştür. Söylendiğine göre, öl­düğü günün sabahı, onun kapısının önünde
“Allah, Kifl’in bütün günahlarım bağışlamıştır” yazılı bir mektup
bulunmuştur.
(Tirmizî, Kıyamet, 48.)

 Anla­şıldığı gibi bu hadiste, tanıtılan şahsın Kur’ân-ı Kerim’de adı geçen Zülkifl olduğuna dâir herhangi bir işaret yoktur. Tirmizî’nin rivayetinde Kifl adıyla tanıtılan bu
genç, kısas-ı enbi­yâ ve tarih kitaplarında Zülkifl olarak geçmekte, âyetteki
Zülkifl hakkında nakledilen görüşler arasında zikredilmektedir. (
Sa’lebî, 262; İbn Kesir, el-Bidûye. I, 226.) 

 Bu iki ismin birbirine karıştırılmasını hata olarak değerlendiren İbnül-Cevzî,
önceden günahkâr olup tevbe ettiği gün Ölen bir gencin, davet ve sabırda
sınanmadığı için peygamberliğini düşünmenin yanlış olacağını söyler.

(Tefsir, V, 380.)


islam