EŞİNİ KISKANMANIN SEVABI

Peygamber Efendimiz s.a.v , ölüm döşeğinde olan Hz Hatice r.a annemizin yanına gelir ve:
-Biliyor musun Ya Hatice dünyadaki zevcelerim dışında ahirette dört tane daha zevcem olacak der.
Bunun üzerine Onu bu zamana kadar hiç kıskanmayan Hz Hatice annemiz kıskanır ve üzülerek:
-Yaa gerçekten mi Efendim.. diyerek göz yaşlarını tutumaz. Onun kıskandıginı anlayan Efendimiz sav tebessüm ederek dışarı çıkar. Yanlarında olup onların bu haline şahit olan Hz Fatıma annemiz Efendimizin arkasından koşarak seslenir:
-Babacıgim neden annemi son anlarında böyle üzdünüz ki..diye sorar.
Efendimiz s.a.v de:
-''Kızım niyetim anneni üzmek değil, annenin amel defterine baktım az önce. Bir amel hariç bütün amellerden sevabını almış. Eksik olan ameli ise eşini Kıskanmak. Çünkü Beni bu zamana kadar hiç kıskanmamis. Bende bu sevaptan da mahrum kalmasın diye onu kıskandırdım biraz üzüldü ama çok şükür ki o ameli de tamamlayıp sevabını aldı'' der...
Peygamber Efendimiz ' Allah erkeklere cihadi yarattığı (emrettigi) gibi kadinlara da kiskancligi yaratmistir.(yani kiskanc olmalarina hukmederek) fitratlarina bu duyguyu koymustur. Kadinlardan kim buna sabrederse şehit sevabı kazanır.
(Münavi, Feyz'ul- Kadir 2/249)

Devamını Oku »

GÜNAHLARDAN KURTULMAK İÇİN DUALAR

Bu salavat-ı Şerife İbrahim Metbûli Hazretlerine aittir.Bu salavat insanı günah kirinden arındırır.Sabah ve akşam üçer defa okunması tavsiye edilir.Okunacak Selavat-ı Şerif:” Allâhümme inni es’elüke bike en tüsalliye alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ sâiril enbiyâi vel mürseline ve alâ âlihim ve sahbihim ecmeıyne ve en tağfira li mâ medâ ve tahfezani fiyma bekiye”Manası:” Allah’ım! Senin cemalin hürmetine Efendimiz Muhammed’e,sair peygamber ve resullere,bunların âline,topyekûn ashabına salat eylemeni ,geçmiş günahlarımıaffetmeni,gelecek günahlardan beni korumanı niyaz ediyorum”Kaynak: Salavat-ı şeriflerin esrarı-hikmeti ve faziletleriArif pamuk)

Devamını Oku »

SAYGI VE SEVGİ İÇİN DUA ZİKİR

YA CEBBAR:Dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan,iradesiyle yarattıkları üzerinde galip ve istediğini yapan,yaratıklarınınişlerini islah eden,iyiye götürenikendifaydalarına göre onlard atasarruf eden.YA Z’ÜL CELALİ VE’L İKRAM:Yücelik,ululuk,kerem ve azamet sahibi.Bu iki ismi şerif birlikte ” Ya Cebbar Ya zü’l celali vel ikram c.c” şekilde yazıp üzerinde taşıyan ve her gün istediği kadar yada(1306) defa okuyanbütün insanlara şirin ve güzel görünür,her gören sayğı ve sevgi duyar.

Devamını Oku »

KENDİNİ SEVDİRMEK İÇİN DUA ZİKİR

Her şeye galip olan,üstün,kuvveteli,güçlü,şerefli,mağlup edilmesi mümkün olmayan,izzet sahibi,yüce ve büyük,her işinde mutlak galip gelen “Aziz’ul Hakm”dir.Her gün (94) defa “Yâ Aziz celle celalühü” İsmi şerifini zikreden kişi,kendisini insanlara sevdirir.Dilekleri geri çevrilmez.İnsanlara karşı sözü geçer,itibar sahibi kişi olur.Dünya ve ahrette bahtiyar olur.Rızkı çoğalır,maksadına nail olur.Kimseye muhtaç olmaz.Her sabah namazından sonra yada her namazdan sonra.Yada her gün (94) defa okunabilir.Haftada bir defa büyük ebced degeri kadar(8836) hatimi yapılırsa çok faziletlidir.

Devamını Oku »

AYLARIN HAYIRLI GEÇMESİ İÇİN ZİKİR

Bu ismi şerifi her arabi ayın ilk günü (56) defa yada okuyabildiği kadar okuyanın Allâhü Teâlâ’nın izni ile o ay, o kişi için çok hayırlı geçer.Okunacak ismi şerif;“Ya mübdiel Beraya Ya Mibdiha ba’de fenaiha bi kudretihi ya mübdiü”Manası: ” Ey mahlukatı baştan var eden ve hepsi yok olduktan sonra tekrar kudretiyle diriltecek olan! Ya Mübdi.”

Devamını Oku »

CENNETTE ALTIN SARAYLAR

 Akşam namazının sünnetinde;Birinci rekatta Fatiha ile Kafirun, ikinci rekatta Fatiha ile İhlas Suresini okur. Namaz bitince kalkmadan 30 defa İhlas Suresini okursa ALLAH O kuluna Cennette altından saraylar yapar. Ailesine ve komşularına hayır ve iyiliği dokunur.
islam
Devamını Oku »

YALNIZLIKTAN KORKAN İÇİN DUA VE ZİKİR

 Kainat sonsuzda olsa her şeyin sayısını bilrn,ilmiyle kuşatan  Allah c.c..Ya Muhsi c.cAllahü Teâlânın “Ya Muhsi celle  celalühü” İsmi şerifini,geceleri yalnızlıktan korkan bir kimse (148) defa  okumay devam eder  ise korkuları kendiliginde izale olur.Kaynak:Dualasrı esrarı
islam
Devamını Oku »

GÖRÜŞMEDEN VE BULUŞMADAN ÖNCE OKUNACAK ZİKİR VE DUALAR

 Her hangi bir kimseden bir isteğiniz veya dileğiniz olduğunda,görüşmeden veya yanına gitmeden önce, Allahü Teâlâ’nın ” Ya Macid  celle celalühü”  İsmi şerifini (48 ) defa okuyup gidilirse,görüştüğü kişi isteğini reddetmez Allah’ın izni ile.Kaynak:Duaların gücü Dua Kitabı
islam
Devamını Oku »

SABIRLI OLMAK İÇİN DUALAR ZİKİRLER

 Çok sabırlı,ölçüsüz sabrı olan.Acele  etmeyendir..Ya Sabur celle celalühüYa Sabur İsm-i şerifini zikreden kimse,şiddet ve zorluk görmez.Müşkilat ve zorluk anında Allah-u Teâlâ sabır ve sebat eder.Bu Zikir  devam eden kimseler teşebbüs ettiği işi tamamlamadan bırakmazlar.O işten acizlik getirmezler.İşin sonuna kadar sabırlı olur  başladığı işi bitirir.Bu esma  iman ve namaz konusunda sabırlı olmak içinde okunabilir..Namaza  karşı sabırlı olmayan bir başlayıp bir bırakan kardeşlerimiz de bu zikre devam ederler ise sabır kazanır namaza devam ederler inşallah.Her gün 298 defa  okunur.Ya Sabur  celle celalühü .
islam
Devamını Oku »

HER ŞEYE SAHİP OLMAK HERŞEYDEN KORUNMAK İÇİN DUA

 Kerem ve cömertliği,murat ettiği her şey huzurunda olan.Hiç bir şeye  ihtiyacı olmayan.Her bakımdan zengi olan.Ya Vacid celle  celalühü;Her gün 14 defa yada 196 defa  okuyan kimseler;Hileci ve büyücülerin şerrinden muhafaza  olurlar.Kalp zenginliğine sahip olurlar.Her  istediğine nail olurlar.Elde ettiği her şeyi muhafaza ederler.Her gün 196 ya Vacid  c.c okuyan kimsenin kendisinden gitmesini istemediği hiç bir şey elinden çıkmaz.Kayıp olan herhangi bir  bulmak için okursa kısa zamanda bulur.Evden kaçan ve evi terk eden biri için y gün her namazdan sonra 140 defa “Ya vacid c.c”  ismi şerifini okursa giden geri döner inşallah.Kaynak:Duaların esrarı
islam
Devamını Oku »

İSTEDİĞİN DERECE VE MERTEBEYE GELMEK İÇİN DUA

Zat ve sıfatıyla tek olan.Benzeri olmayan.Zatında,sıfatında,işlerinde,isimlerinde,hükümlerinde asla ortağı ve yardımcısı ve benzeri olmayan Allah..Ya Vahid celle celalühü.Cuma günü ve her gün sabah namazından sonra 63 defa ” Yâ vahidülahad c.c” okuduktan sonra 66 İhlas süresi okunur.Her gün her namazdan sonra 7 ihlas süresi 63 defa ” Y’a vahidülahad” okurmaya devam eden kimsenin erişemeyeceği mertebe yoktur.Okuyan kimse için yada okunan kimse için bütün kapılar açılır.Kaynak:Duaların esrarı
Devamını Oku »

İŞİNDE BAŞARILI OLMAK VE ÇOK KAZANMAK İÇİN DUA

İşinde başarı ve kazancının artmasını isteyen kimse her gün işe başlamadan önce 858 defa “Ya Mukit Ya Rezzâk celle celalühü” zikrini yaparak başlar ise rızkı artar ve başarısı da artar. Ayrıca iş yerine “EL-MUKİYT VE ER-REZZAK “ İsmi şerifleri yazılıp asılırsa orada bereket hasıl olur,o ,iş yerinde darlık ve sıkıntı çekilmez.


Devamını Oku »

İŞLERİN YOLUNDA GİTMESİ İÇİN DUALAR

Her 100 defa;“Selamün Aleyke Eyyühen nebiyyü Ve Rahmettullahi ve Berekatühü”Okuyan kimselerin bütün işleri rast gider.Hiç birzaman zorluğa düşmez.

Anlamı: “Ey Allah’ın has peygamberi! Selam sana. Allah Teala’nın rahmet ve bereketi de yine senin üzerine olsun.”Bu selamlama biçimi ,mübarek mirac gecesinde Allah Teala’nın Habibi’ni huzuruna kabulü sırasında bizzat kendisi tarafından Habibi’ne yönelttiği selam biçimidir!

 Rivayete göre Allah Teala (cc),Mi’rac mülakatında Habib-i Ekrem’ine şöyle buyurur: Ey Habibim! Benim sana verdiğim bu selamı ümmetine ulaştır.O selam ile onlar sana selam verip tahiyyede bulunsunlar. Ben de her türlü felaketlere karşıonları koruyayım.

Dünya rızıklarına bereket vereyim.Kabir azabından,mahşer sıkıntısından ve cehennem azabından koruyayım.Günahlarını af ve mağfiret edeyim. Haziretü’l Kuds denilen Celal evimde onları iskan edip yerleştireyim.

İmam-ı Sünuni(ks) hazretleri diyorki; Ben bu selamı günde 100 kere okuyan ve bunu vird haline getiren kimselerden bazılarını bizzat gördüm. Onlar sonunda secdede vefat edip dünyadan göçtüler.
Devamını Oku »

Salâtü’l Hâfile Siğası

“Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedini’n-nebiyyi’l-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî küllema zekerake’zzâkirûn ve ğafele an zikrike’l-gâfilûn ”

Her gece yatmadan önce yüz defa okunması, buna on gece devam edilmesi, abdestli ve sağ yanı üzerine uzanılması tavsiye edilir.. Çünkü bu bilgi Nebhânî’nin Saâdetü’t-dâreyn adlı eserinden alınmıştır.
islam
Devamını Oku »

Salavat-ı Şifa

اَللّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَ دَوَائِهَا وَ عَافِيَةِ اْلاَبْدَان وَ شِفَائِهَا وَ نُورِاْلاَبْصَارِ وَ ضِيَائِهَا وَ عَلَى آلِهِ وَ صَحْبِهِ وَ سَلِّمْ
“Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin tıbbe’l-kulûbi ve devâihâ ve âfiyetil-ebdâni ve şifâihâ ve nûrü’l-ebsâri ve ziyâihâ ve alâ âlihî ve sahbini ve sellim
islam
Devamını Oku »

YEMEK YERKEN OKUNACAK SALÂVAT

اَللّهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ  وَ طَيِّبْ اَرْزَقْنَا وَ حَسِّنْ اَخْلاَقَنَا
“Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin tayyib erzaknâ ve hassin ahlâkânâ
islam
Devamını Oku »

SALAVÂT-I EBEDİYYE

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّد في الأَوَّلِينَ وَالآخِرِينَ وَفِي الْمَلأِ الأَعْلَى إِلَى يَوْمِ الْدِّينِ.
ِAllâhümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin fil’evvelîne vel’âhirine ve filmele’il’aîâ ilâ yevmiddîn
islam
Devamını Oku »

AYETEL KÜRSİDEN SONRA OKUNACAK SALAVAT

“Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed. Fî külli lemhatin ve nefesin bi adedi külli ma’lûmi’llek” 

Peygamber efendimizin manevi terbiyesine girmek
Bu salavata devam edene zahiri batini maddi manevi ilimler verilir, ledün ilmi açılır. Manevi yönden ALLAH a yaklaşır.
Peygamberimizi rüyada görebilmek ve birçok faziletli salavatı şerife
Ayetel kürsiden sonra okunacak salavatı şerif, şefaate nail olabilmek...Salatı tefriciyeden alınmış bir salavattır.Şeyh Muhammed Hakkî Efendi en-Nâzillî hazretleri, “Hazînetü'l-Esrâr”
Cübbeli Ahmet Hoca


Devamını Oku »

Rebiülahir Ayı Faziletleri ve Namazı


Her kim bu namazı ömründe bir kere bile kılsa özel bir manevi hal hasıl olur, manevi yönden gözü açılır, manevi latifeleri hissetmeye başlar ve 70000 yıllık ibadet sevabı alır.

14 rekatlık namaz.

Cübbeli Ahmet Hoca
Devamını Oku »

Hz. Zülkifl Hakkında Ayet ve Hadisler

Kur ’ân ’da iki yerde kendisinden bahsedilmektedir: “İsmâil, İdris ve Zülkifl, hepsi sabredenlerdendi. Onları rahmetimize soktuk. şüphesiz onlar salih olanlardandı” (el-Enbiyâ, 21/85, 86).

Taberî ’de yer alan bir rivayete göre Zülkifl (a.s) Şam ’da otururdu. Oradaki halkı Allah ’a inanmaya, O ’na ibadet etmeye ve dürüst bir şekilde yaşamaya çağırdı ve orada vefât etti (et-Taberî, Tarih, Mısır 1326, I, 167).

Âyette geçen “Zülkifl” adi değil lâkabıdır ve “nasib ve kısmet sahibi” anlamına gelir. Fakat burada dünyevî zenginliği değil, onun üstün kişiliğini ve âhiretteki derecesini kastetmek için kullanılmıştır. Onun gerçek adı hakkında çok farklı rivayetler vardır. Yahudiler O ’nun, israiloğullarının esâreti sırasında peygamber tayin edilen ve vazifesini Habur ırmağı yakınlarında bir bölgede yapan Hereksel olduğunu iddia etmişlerdir. Âlimlerin bir kısmı da onun Eyyub (a.s) ’in kendisinden sonra peygamber olan Bişr adındaki oğlu olduğunu söylemişlerdir. Fakat bu görüşlerin hiç biri kesinlik derecesine sahip değildir.
Zülkifl (a.s) ’in peygamber olmadığı söyleyenler olmuşsa da, âlimlerin ekseriyetine göre peygamberdir ve makbul olan görüş de budur (el-Kurtubî, el-Cami ’li Ahkâmi ’l-Kur ’ân, Kahire 1967, XI, 327 vd.; el-Alusî, Ruhu ’l-Meânî, Beyrut t.y., XVII, 82; el-Mevdudî, Tefhimu ’l-Kur ’ân, İstanbul 1991, III, 327).

Allahü teâlânın İsrâiloğullarına gönderdiği peygamberlerden Elyesâ aleyhisselâmın eceli gelip vefâtı yaklaşınca; Allahü teâlâ, rûhunu kabz edeceğini vahiyle bildirdi ve ”Mülkünü, İsrâiloğullarından gece sabaha kadar ibâdet eden, namaz kılan, gündüzleri oruç tutan ve insanlar arasında kızmadan hükm edecek birine ver.” buyurdu. Bu peygamber, kendisine verilen emri İsrâiloğulları’na bildirdi. Aralarından bir genç kalkıp: ”Bu işe ben kefil olurum, üzerime alırım.” dedi. Peygamber, o gence; ”Bu kavmin içinde senden daha büyükleri var, sen otur.” dedi. Sonra ikinci defâ aynı teklifi yaptı. O genç, yine ”Kefil olurum.” dedi. Üçünce defâ aynı teklif tekrarlanınca cevap veren, yine o genç oldu. Bunun üzerine Elyesâ aleyhisselâm, onun yerine halife bıraktı. Bu genç, Bişr idi. Bu sebeple o gence “Zülkifl” lakâbı verildi.

Tirmizî’nin İbn Ömer’den naklettiği bir hadise göre, Benî İsrail’de Kifl adını taşıyan günahkâr bir genç vardı. Bu genç, para karşılığında bir kadınla birlikte olmak istemiş,
bu esnada kadının titreyip ağlamaya başladığını görünce bunun sebebini sormuş,
kadının, o ana kadar hiç yapmadığı bu kötü işi, son derece muhtaç bir duruma
düştüğü için yapmak zorunda kaldı­ğını söylemesi üzerine, onunla birlikte
olmaktan vazgeçmiş ve ihtiyacını karşılaması için para verip onu serbest
bırakmıştır. Sonra da, artık ebediyen Allah’a isyan etmeyeceğine, zina veya başka
bir günah işlemeyeceğine yemin etmiştir. Bu genç, bu tevbesinin ardından aynı
gece ölmüştür. Söylendiğine göre, öl­düğü günün sabahı, onun kapısının önünde
“Allah, Kifl’in bütün günahlarım bağışlamıştır” yazılı bir mektup
bulunmuştur.
(Tirmizî, Kıyamet, 48.)

 Anla­şıldığı gibi bu hadiste, tanıtılan şahsın Kur’ân-ı Kerim’de adı geçen Zülkifl olduğuna dâir herhangi bir işaret yoktur. Tirmizî’nin rivayetinde Kifl adıyla tanıtılan bu
genç, kısas-ı enbi­yâ ve tarih kitaplarında Zülkifl olarak geçmekte, âyetteki
Zülkifl hakkında nakledilen görüşler arasında zikredilmektedir. (
Sa’lebî, 262; İbn Kesir, el-Bidûye. I, 226.) 

 Bu iki ismin birbirine karıştırılmasını hata olarak değerlendiren İbnül-Cevzî,
önceden günahkâr olup tevbe ettiği gün Ölen bir gencin, davet ve sabırda
sınanmadığı için peygamberliğini düşünmenin yanlış olacağını söyler.

(Tefsir, V, 380.)


islam
Devamını Oku »

Cehennemde Azap Gören Kadınlar


Bir gün Müminlerin emiri Hz. Ali (a.s) şöyle buyurdu:

“Biz Fatıma’yla birlikte Hz. Peygamber (s.a.a)’in yanına vardığımızda Hazretin şiddetle ağladığını gördük. Bunun üzerine arzettim ki: “Annem ve babam size feda olsun! Neden ağlıyorsunuz?”


Buyurdular ki:
“Ya Ali! Beni miraca götürdüklerinde, ümmetimin kadınlarından bir grup kimseyi şiddetli azap içerisinde gördüm. İşte onların şiddetli azaplarını hatırladığımdan dolayı ağladım.

Saçıyla asılan bir kadın gördüm ki, sıcağın şiddetinden beyni kaynıyordu.

Diliyle asılan bir kadın gördüm ki, cehennemin yakıcı suyundan onun boğazına döküyorlardı.

Yine memelerinden asılan bir kadın gördüm.

Yine ateşten olan tandırda ayaklarından asılan bir kadın gördüm.

Yine bedeninin etini yiyen bir kadın gördüm ki, ateş onun ayağının altından alevleniyordu.

Yine elleri ayaklarına bağlanan bir kadın gördüm ki, yılan ve akrepler ona saldırıyorlardı.

Yine ateşten olan bir tabutta kör, sağır ve dilsiz olan bir kadın gördüm ki, beyni burnundan dışarı çıkıyordu ve bedeni ise cüzam ve abraşlı olduğundan parçalamıştı.

Yine ateşten olan makaslarla, bedeninin eti önden ve arkadan kesilen bir kadın gördüm.

Yine yüzü ve elleri yakılan bir kadın gördüm ki, bağırsaklarını yiyordu.

Yine başı domuz başı, gövdesi ise eşek gövdesi olan bir kadın gördüm ki, binlerce azaba tabi tutulmuştu.

Yine köpek şeklinde olan bir kadın gördüm ki, ateş onun altından girip ağzından çıkıyordu; azap melekleriyse ateşten olan kamçılarla onun başına ve bedenine vuruyorlardı.”

Hz. Fatıma (a.s) arzetti ki: “Babacığım! Bu kadınlar dünyada ne yapmıştılar ki Allah-u Teâla onları böyle azaplara tabi tutmuştu?”

Resulullah (s.a.a) buyurdu ki:

“Saçıyla asılan kadına gelince; o kadın saçını erkeklerden gizlemiyordu.

Diliyle asılan kadına gelince; o kadın kocasını incitiyordu.

Memelerinden asılan kadına gelince; o kadın kocasının yatağından kaçınıyordu.

Ateşten olan tandırda ayaklarından asılan kadına gelince; o kadın kocasının izni olmaksızın evinden dışarı çıkıyordu.

Bedeninin etini yiyen kadına gelince; o kadın bedenini halk için süslüyordu.

Elleri ayaklarına bağlanan, yılan ve akreplerin kendisine saldırdığı kadına gelince; o kadın necis elbiseyle abdest alıyordu; cenâbet ve hayız guslü yapmaz, temizliğe riayet etmez ve namazı önemsemezdi.

Ateşten olan bir tabutta kör, sağır ve dilsiz olan kadına gelince; o kadın zina yoluyla çocuk doğurup onu kocasına mal ediyordu.

Bedeninin eti ateşten olan makaslarla, önden ve arkadan kesilen kadına gelince; o kadın kendisini erkeklere sunuyordu.

Yüzü ve elleri yakılan ve bağırsaklarını yiyen kadına gelince; o kadın, yakınlarını başkalarına satan namussuz (fahişe simsarı) idi.

Başı domuz başı, gövdesi ise eşek gövdesi olan kadına gelince; o kadın söz taşıyan ve yalancı idi.

Köpek şeklinde olan ve ateşin, altından girip ağzından çıktığı kadına gelince; o kadın makyaj yapan (veya şarkı söyleyen), bağırarak ağlayan ve herkesi kıskanan idi.”

Daha sonra şöyle buyurdular: “Kocasını öfkelendiren kadına yazıklar olsun; kocası kendisinden razı olan kadına da ne mutlu!”[1]

[1] - Bihar’ul- Envar, c. 8, s. 309
Devamını Oku »

BABASINA SÖVEN KÜFREDEN

Babasına küfreden :
Ölüm sekeratında (komada) vücudu su toplar ya da irinli kanlı ve zor bi şekilde ölür.
Öldükten sonra mezarına pis su dolar.
Başkasına köpeklik ederek hayat sürdürür
Cinlerin değil şeytanların oyuncağı olur.
Şeytanlar peşini brakmaz...
Çocuklarından hiç hayır görmez .
Küfür derecesine göre belkide çocukları tarafından ya öldürülür yada dövülür.
Melekler ona sürekli lanet eder.
Parasından hayır göremez para ve mal mülk biriktiremez , tam biriktirdim deken birden elinden çıkar gider
Faiz belasından asla kurtulamaz.
Tefeci ve faizcilerin elinde helak olur .
Belkide kimsenin bilmedi bir yerde özellikle denizde ölür
Bağırsak hastalıklarından çok zor kurtulur hatta ondan bile ölebilir
Duaları kabul olmaz
Ter kokusu her zaman pis kokar ve ilaçla tedavi olmaaz
(bunların hepsi aynı anda olmayabilir)
Devamını Oku »

Allah Allah Dedikçe Havaya Sıçrayan Kuş

Devamını Oku »

ZENGİNLİĞE-BOLLUĞA NEDEN VE SEBEP OLAN HALLER

1. Fakirlere sadaka vermek.
2. Herkese tatlı söz söylemek.
3. Bütün halka güler yüz göstermek.
4. Seher vakti uyanmak.
5. Evi ve kapının önünü süpürmek,
6. Kapları temiz tutmak.
7. Beş vakit namazı (tadil-i erkaniyle) kılmak.
8. Duha namazı kılmak.
9. Gece tebareke ve en’am sûresini okumak.
10. Sabah namazını camide kılmak.
11. Fecirden güneş doğuşuna kadar dünya sözü söylememek.
12. Kadınlarla az oturmak, az konuşmak.
13. Sabahın sünnetiyle farzı arasında 100 kere: Sübhanallahi ve bi hamdihi- Sübhanallahi-l azim, demektir.

 Cebrail (a.s.) Rasûlullah (s.a.v.)’ın üzerine inerek dedi ki: ‘Ey Muhammed! Cenâb-ı Hak (c.c.) sana selâm ediyor ve buyuruyor ki; ‘Şu dağları altın etmesini ve seninle beraber bulundurmasını istiyor musun?’ Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) başını eğerek bir saat düşündü ve sonra dedi ki: “Ey Cebrail! Muhakkak dünya, evi olmayanın evidir. Malı olmayanın malıdır. Aklı olmayan dünya için derliyor.” Bu sevap karşısında Cebrail (a.s.) ‘Ya Muhammed! Allah (c.c.) seni sabit ile kıldı, yani korudu.”  buyurdu.

Rasûlullah (s.a.v.): “Sizden herhangi bir kimse vücudunda sağlıklı, cemaati içerisinde emin olduğu ve günlük nafakası bulunduğu durumda sabahlarsa, sanki onun için dünya bütün varlıklarıyla derlenip verilmiştir.” buyurdu ve devam etti: “Cennetin alt tabakasına baktım. Gördüm ki, orada pek az zengin ve kadın vardı. Dedim ki: “Ya Rab! Bunların durumu nedir?” buyurdular: “Kadınlara gelince, onlara iki kırmızı ‘altın ve ipekli’ zarar verdi. Zenginler ise, mal hesabının uzunluğu ile meşgul oldular.” [1] buyurdular.

Cenâb-ı Hak (c.c.), Musa (a.s.)’a vahiy buyurmuşlardır. “Ya Musa! Fakirleri gördüğün vakit, onların hayır dualarını iste!  Hastaları ziyaret et! Ve fakirlerin elbiselerini temizle!”


Bu vahiy üzerine Musa (a.s.), her ayın yedi gününü fakirlere ayırıp, onları arar-bulur, üst ve başlarına bakar ve hastaları ziyaret edip, onların ihtiyaçlarını gidermeğe çalışırmış. Acaba ders olarak bu bize yetmez mi?

Rasûlullah (s.a.v.) “Eğer bana kavuşmak istersen, fakirler gibi yaşaman gerekir. Sakın ha! Zenginlerle oturma! Elbiseni yamalamadan çıkarıp atma!” buyurmuşlardır.

Ebud Derda (r.a.) şöyle der: ‘Kendisine dünyalık bolca verildiğinde, kişi sevinçten dört köşe olur. Halbuki, gece ve gündüz, ömrünü yıkmak için birbirini takip ederler de bunun için hiç üzülmez. Böyle hayat yaşayan hiçbir kimse yoktur ki, aslında noksanlık olmasın! Yazıklar olsun Ademoğluna ki, çoğalan malı, ona hiçbir fayda sağlamaz. Halbuki, gün geçtikçe ömrü noksanlaşır.’


Hz. Lokman (a.s.) oğluna şöyle öğütte bulundu: ‘Ey oğlum! Fakirliktense, helal kazanç ile zengin ol! Zira fakir olan bir kimseye üç felaket isabet eder:

1. Dininde azlık belirir, yani dini zayıflar
2. Mürüvveti gider.
3. Aklında zafiyet belirir. Bu üç felaketten daha şiddetlisi ise, halkın kendisiyle alay etmesidir.’


Hz. Ali (r.a.) bir hutbesinde şöyle buyurdular:  ‘Muhakkak ki, halkın üzerine bir ısırıcı zaman gelecektir. Zengin elindeki serveti ısıracaktır. Nitekim Cenâb-ı Hak (c.c.) ayet-i celilesinde: “Aranızda faziletle davranmayı ve birbirinize iyi muamele etmeyi de unutmayın!” [2]

Abdullah Bin Abbas (r.a.) diyor ki: ‘Peygamberlere tabi olanlar, zengin ve kibirli kimseler değil, fakirler ve yoksullar olmuştur.’

Bişr (r.a.) şöyle der: ‘İbadet eden zenginin misali, mezbelelik üzerindeki bahçenin misalidir. İbadet eden fakirin misali ise, güzel bir kadının boynundaki gerdanlığının misalidir.’

Hz. Ali (r.a.) diyor ki: ‘Muhakkak ki, Cenâb-ı Hakk’ın fakirlikten ötürü bir takım azapları ve yine fakirlikten ötürü bir takım sevapları vardır. Bunun için, fakirlik sevabı kazandırıcı olduğu zaman, onun alametlerinden birisi, onunla ahlâkını güzelleştirmek, Allah (c.c.)’a itaat etmek, halinden şikâyet etmemek ve kulluğundan dolayı teşekkür etmektir.’

 Bir kişi İbrahim Edhem’e (k.s.) onbin dirhem getirdi. İbrahim Edhem kabul etmedi. Kişi ısrar etti, İbrahim ona: ‘Sen ister misin ki, onbin dirhemle ismimi fakirlerin defterinden sildirteyim. Hiçbir zaman kabul etmem!’ dedi.

 Mehmed Zahid Koktu (r.a.) şöyle diyor: ‘Biz, malı, parası, pulu olmayana fakir deriz. Yok, öyle değil: Fakir o insandır ki, dışı süslü, ama içi harap, yani imandan yoksun, amel-i salihlerden yoksun, içi harap olan; asıl fakir işte bu adamdır…’

 Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular: “Zenginlik ancak gönül zenginliği, yoksulluk da gönül yoksulluğudur. İslâm hidayeti ile şereflenip, yiyeceği yetecek miktardan fazla olmayan ve buna kanaat eden kimseye müjdeler olsun. Bir iki lokma veya bir iki hurmanın kapıdan çevirdiği kimse miskin değildir. Asıl miskin, zengin olmadığı halde durumu bilinemediğinden, kendisine sadaka verilmeyen ve kendisi de halktan istemeyen kimsedir.” [3]

 Bütün bu açıklamalar ışığında Müslüman Rabb’inin kendisine emanet olarak verdiği zenginliği yine kendi rızası doğrultusunda değerlendirmelidir. Gavsu'1-azam Abdülkadir Geylanî (k.s.), gerçek zenginliği ne güzel tarif ediyor. Buyuruyor ki:

‘Zenginlik, Allah (c.c.)’ın sevgisine bağlanmak ve bu sevgi ile bütünleşmektir. Fakirlik ise, Allah Teâlâ'dan uzaklaşmak ve kendini O’ndan başka varlıklarla zengin saymaktır.

Zengin; Allah Teâlâ'ya yakın olmak suretiyle kalbi zafer kazanandır.

Fakir ise; Allah Teâlâ ile kalbî yakınlık sağlayamayan ve bu zaferden yoksun kalandır.

Kim bu zenginliği arzu ederse, dünya sevgisini de, ahiret sevgisini de, dünyadaki ve ahirettekilerin sevgisini de, özetle Allah (c.c.)’tan başka her şeyin sevgisini kalbinden çıkarsın. Eşyayı teker teker kalbinden atsın. Orada sadece ve yalnız Allah Teâlâ’ya yer bıraksın!

Şu elinizdeki küçük dünya nimetlerine bağlanıp kalmayınız. Allah Teâlâ size onları, sadece yolculuk esnasında azıklar olarak yarattı. Dolayısıyla Allah (c.c.) yolundaki yolculuğunuzda onlardan faydalanınız. Fakat hiç bir zaman onları amaç olarak görmeyiniz. Onlar amaç değildir. Yolculuk sırasında kullanılacak araçlardan ibarettir. Allah Teâlâ size dünya nimetlerini, O'na giden yolda ziyafetler vermeniz ve onlarla Allah (c.c.) yolunda kullanmanız için ihsan buyurmuştur. İlmi de onunla amel etmeniz ve ışığı ile doğru yolu bulmanız için vermiştir.’

 [1] Müslim, Cennet, 2; Tirmizî, Cennet, 2.

[2] Bakara sûresi, 2/237.

[3] Tirmizî, Kıyamet, 31; İbnu Mace, Zühd, 2.
islam


Devamını Oku »

FAKİRLİĞE NEDEN OLAN HALLER VE SEBEPLER

Rasûlullah (s.a.v.), “İnsana fakirlik (yoksulluk) aşağıdaki sebeplerden dolayı gelmektedir:

1. Dinin yasaklarını yapmak.
2. Halka yalan söylemek.
3. Sabah vakti uyumak
4. Günde 8 saatten fazla uyumak.
5. Çıplak uyumak ve o şekilde küçük abdest yapmak.
6. Bilerek ekmek ufaklarını dökmek.
7. Cünüp iken, ağzını çalkalamadan yemek yemek.
8. Gece vakti evi süpürmek.
9. Süprüntüyü evin bir köşesinde yığmak.
10. Yaşlıların önünde yürümek.
11. Anne ve babayı adlarıyla çağırmak suretiyle saygısızlıkta bulunmak.
12. Dişlerini çör çöple karıştırmak.
13. Ellerini toprak veya çamurla temizlemek.
14. Kapının eşiği üzerinde oturmayı adet etmek, 15. Tuvalette abdest almak.
16. Kendi üzerinde elbiseyi giymek,
17. Örümcek yuvalarını evde bırakmak.
18. Namazları kılmada gevşek davranmak.
19. Hiçbir sebep yokken her sabah erken çarşıya gitmek ve çok geç eve dönmek.
20. Dilencilerden ekmek parçalarını satın almak.
21. Gece yemek kablarının ağzını açık bırakmak.
22. Ana babaya ve hocalarına dua yapmayı devamlı unutmak,
23. Fakiri azarlayıp boş çevirmek.
24. Cimrilik yapıp malzemeyi az harcamak.
25. İsraf edip haddinden fazla harcamak.
26. Ayakta bevletmek (su dökmek).
27. Soğan ve sarımsak kabuklarını ateşe atmak
28. Çanağı ve çömleği yıkamadan yemek.
29. Yüzünü eteğiyle silmek.
30. Aç iken soğan yemek.
31. Çerağı, mumu üflemek.
32. Evin idaresinde, işlerinde gevşek davranmak.
33. Sabah namazını kılınca camiden acele çıkmak.
34. Her şeyi ‘Bismillah’ demeden yapmak.
35. Şalvarını ayakta giymek”, buyurmuşlardır.


islam
Devamını Oku »